7 Temmuz 2011 Perşembe

Kura Çekimi Ardından Görüşler




29 Eylül - 2 Ekim tarihleri arasında Euroleague ön elemesinde oynayacak takımların yetkilileri kura çekiminin ardından görüşlerini Euroleague.net'e bildirdiler.

Öncelikle koçumuz Oktay Mahmuti ile başlıyoruz:
"Şu an için tahmin yürütmek zor. Takımların kadroları henüz son şeklini almadı ve kolay bir rakip beklemiyoruz. Zayıf olan takımların THY Euroleague elemelerine ulaşabilmeleri zaten mümkün değil. Elemeler tam sezon başına denk geliyor o yüzden kim kendisini daha iyi hazırlarsa, o takımın elemeleri geçebilme adına önemli bir şansı olacak. Herkes kendini hazır hale getirmek zorunda ve bunu kim daha iyi yaparsa avantajlı olacak. "Final Eight" formatında oynanacak elemeler bu yıl daha farklı olacak. Hataya yer yok. Sezon başında katılmak için oldukça heyecanlı bir turnuva olacak."

İlk turdaki rakibimiz PAOK'un sportif direktörü Bane Prelevic:
"Sezonun bu noktasında, henüz Eylül sonuyken, rakibiniz kim olursa olsun oynayacağınız karşılaşmalar zorlu geçer. Hiçbir takım en iyi seviyesinde olmayacak fakat Galatasaray karşısına mümkün olduğunca hazır çıkabilmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Kulüp olarak programımız Eylül ayında oynanacak bir maça veya olacaklara bağlı değil. Saha içinde ve dışında Avrupa'nın en iyi seviyesinde olabilecek bir kulüp olabilme adına dört yıllık bir planımız var. Buna rağmen, takımımız en yüksek seviyede oynayabilmek için hazır hale getirerek elemelerde iyi mücadele edeceğiz."

Yarı finaldeki muhtemel rakibimiz ASVEL Basketbol Operasyonları Menejeri Laurent Foirest:
"Gravelines ile ilk turda oynamak hiç iyi olmadı. Yabancı bir takımla eşleşmeyi tercih ederdik. Gravelines ve Asvel birbirini iyi tanıyan iki takım ve seriyi kimin kazanacağı belli olmaz. Eleme turları seviyesi zorlu takımlara karşı oldukça yüksek olacak."

Gravelines Takım Menejeri Romuald Coustre:
"Garip olacak. THY Euroleague Elemeleri gibi bir Avrupa kupası organizasyonuna katıldığınız zaman yabancı takımlarla oynamayı beklersiniz fakat bu sefer farklı olacak. Asvel'i oldukça iyi tanıyoruz ve sezon öncesi hazırlıklarında da karşılaşmayı umuyoruz. Bir sonraki tura kalabilmek adına önemli bir fırsat çünkü onları yenebileceğimizi biliyoruz. Bizim için bu seviyede bulunmak oldukça heyecan verici ve aynı zamanda son üç yıldaki çalışmalarımızın bir ödülü. Sadece iki takımın Euroleague'e kalabileceğini, diğer takımların Eurocup'ta oynayacağını biliyoruz. Bu bizim için ilk adım olacak ve 2014 yılında bitecek, önümüzdeki yıllarda Euroleague'de oynama umudu ile yapılmakta olan bir salonumuz var."

Finale çıkmamız durumunda olası rakiplerimizden olan Lietuvos Rytas Sportif Direktörü Martynas Purlys:
"Buducnost, Adriyatik bölgesindeki bütün takımlar gibi, oldukça tehlikeli ve zorlu bir rakip. Kendileri geçen sezon Adriyatik Ligi final fouruna kaldılar ve Karadağ ligi ve kupasını kazandılar. Böyle bir takımla yapacağımız karşılaşma zorlu olacak fakat oynamak için hazır olacağız. "Final Eight" formatı oldukça ilginç. Üç sene önce benzer bir formatta Eurocup'ı kazanmayı başarmıştık. Bu formata alışığız ve hazır olacağız. Bütün maçlar ilgi çekici biçimde "Kazan ya da eve dön" tadında olacak."

Bunun yanı sıra diğer yolda mücadele edecek ve Galatasaray'ımızla eşleşme ihtimali olmayan takımların yetkililerinden bu durumla ilgili onur verici sözler de sarfedildi.
Khimki koçu Kurtinaitis "PGE Turgow ile karşılaşmak en kötü durum değil, Galatasaray gibi bir ekiple karşılaşsaydık çok daha kötü olabilirdi." derken, ilk turdaki muhtemel rakiplerimizden diğeri olan Spirou Sportif Direktörü Jaques Stats "Donetsk iyi bir takım ve onlarla mücadele etmek kolay olmayacak fakat buna rağmen Galatasaray ile karşılaşmayacağımız için ve çektiğimiz kuradan ötürü oldukça mutluyum." şeklinde bir açıklama yaptı.

Diğer açıklamaların İngilizcelerini buradan okuyabilirsiniz.

THY Euroleague'de Kuralar Çekildi!

Galatasaray'ımızın ön eleme turundan katılacağı THY Euroleague 2011-12 sezonunda kuralar çekildi.

Eleme Turları:
Eleme statüsü ile ilgili bir yazı hazırlamıştık. Buyrun.

29 Eylül 2 Ekim tarihleri arasında oynanacak olan ön elemeler iki ayrı şehirde, 4 günde tek maçlı eleminasyon sistemine göre yapılacak. Organizasyonların gerçekleşeceği şehirler henüz belli değil ancak Selanik, İstanbul gibi şehirlerin isimleri kulislerde dönmekte.

Kura sonucunda Galatasaray'ımız A yoluna düştü. Buna göre ilk turda (Çeyrek Final de denilebilir.) rakibimiz Yunan ekibi PAOK olacak.

PAOK'u elediğimiz takdirde yarı finalde karşımıza Fransa ligi LNB play-offlarına yarı finalde veda eden iki takım ASVEL ve Gravelines'den biri çıkacak. (Geçen sene normal sezon maçlarında iki takım da kendi evindeki maçları kazandılar.)

Eğer finale kalmayı başarırsak bu sefer karşımıza L. Rytas (Litvanya) - KK Buducnost (Karadağ) vs. KK Cibona Zagreb (Hırvatistan) - Cholet (Fransa) eşleşmelerinin galibi çıkacak.

Eleme şeması aşağıdaki gibi oluştu:



Normal Sezon:

4 gruba ayrılmış 24 takımın 17 Ekim- 22 Aralık 2011 tarihleri arasında çift devreli lig usulüne göre birbirleriyle karşılaşması şeklinde geçecek.

Yapılan kura çekimine göre bizim içerisinde bulunduğumuz eleme yolunun sonu C grubunda bitiyor.


C grubunda Real Madrid, Maccabi Tel Aviv, Partizan, Anadolu Efes ve EA7 Empari Armani Milan takımları bulunmakta.

Eğer B yolundan bir diğer Türk temsilcisi Banvit çıkacak olursa C grubunda kalacağız. Bunun dışında o yoldan hangi takım gelirse gelsin D grubuna geçiş yapacağız. Bu durumda rakiplerimiz Regal Barcelona, M. Siena, UNICS Kazan, Asseco Prokom, Union Olimpija takımları olacak.

Normal sezonda gruplarını ilk 4 sıra içerisinde bitiren takımlar Top 16 turuna yükselecekler.

Burada grup sıralamalarına göre kategoriler oluşacak ve bir önceki turda birbirleri ile karşılaşmayan ve aynı ülkeden olmayan takımlar aynı gruba düşecekler.

Top 16'da ilk iki sırayı alan takımlar Final Four öncesi son bir eleme turu oynayacaklar. Bu eleme turu 5 maçlık bir seri olacak ve 3 maçı kazanan takımlar İstanbul'da düzenlenecek olan Final Four'a yükselecekler.

5 Temmuz 2011 Salı

A Milli Aday Kadrosu'nda 3 Aslan!




A Milli Erkek Basketbol Takımı'mızın Litvanya'da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası için aday kadrosu açıklandı. Buna göre yeni transferlerimiz Furkan Aldemir ve Ender Arslan ile birlikte genç pivotumuz Sertaç Şanlı kendilerine aday kadroda yer buldular. Sertaç Şanlı ve Furkan Aldemir'in U-20 Avrupa Şampiyonası kadrosunda bulunduklarını da belirtelim.

18 kişilik kadromuz şu şekilde:
Furkan Aldemir, Sertaç Şanlı, Ender Arslan (Galatasaray), Kerem Tunçeri, Kerem Gönlüm, Sinan Güler, Doğuş Balbay, Cenk Akyol (Anadolu Efes), Ömer Onan, Oğuz Savaş, Emir Preldzic (F. Ülker), Barış Ermiş, İzzet Türkyılmaz (Banvit), Hidayet Türkoğlu (Orlando Magic), Enes Kanter (Utah Jazz), Semih Erden (Cleveland Caveliers), Ömer Aşık (Chicago Bulls), Ersan İlyasova (Milwaukee Bucks)

Bu sezon harika bir performans sergileyen Tutku Açık'ın neden kadroda olmadığına dair mantıklı bir açıklama bulamıyorum. Açıkçası Cenk Akyol dışında itiraz edilebilecek bir kadro olmadığını söylemek gerekir.

Leo Röportajı-Başak Koç

Galatasaray TV program yapımcısı Başak Koç, Dünya'nın en iyi pasörlerinden biri olarak gösterilen yeni transferimiz Elenoara Lo Bianco ile kısa ve çok güzel bir röportaj gerçekleşmiş. Bu güzel röportajı kendisinden izin alarak blogta yayınlıyorum. Başak Koç'un Elenoara Lo Bianco hakkında ki güzel düşünceleri ve  röportajın kaynağına buradan ulaşabilirsiniz. 
Başak Koç: Türkiye’yi ve Galatasaray’ı seçmendeki unsur nedir? Seni bu yıl neler bekliyor?
Eleonora Lo Bianco: Galatasaray’ın büyük bir camia olduğunu biliyordum. Tabi onlarında beni ısrarla istemeleri, beni çok gururlandırdı. İstendiğim yerde çok güzel başarılara imza atacağıma inanıyorum. Bu yıl hem ligde hem de Avrupa’da çok önemli hedefler var. Elimden geleni yapacağıma emin olabilirsiniz. 
Başak Koç: Türk voleybol camiasında İtalyan sporcu ve antrenörler yer alıyor. Gelmeden önce kimseyle fikir alışverişinde bulundun mu? Eleonora Lo Bianco: Maja Poljak, Del Core ve Lorenzo Micelli’nin fikrini aldım ve özellikle VGSTT antrenörü Guidetti ile konuştum. Guidetti burada çok mutlu olacağımı ve hatta bir daha İtalya’ya dönmek istemeyeceğimi söyledi. Kim bilir belki de, kariyerimin geri kalanını burada tamamlayabilirim.
Başak Koç: Göğsün ile alakalı sağlık sorunu geçirdin, kanser olduğuna dair yazılar çıktı. Şu an tam anlamıyla toparlandın mı?
Eleonora Lo Bianco: Gerçekten zor zamanlar geçirdim. Kendimi çok kötü hissettiğim günler yaşadım. Ancak şu an her şey yolunda. Geçmiş bir anı olarak kaldı. Parça alındığından bu yana sürekli kullanmam gereken ilaçlar var. İlaç tedavisi sürecek. Ama süperim, merak etmeyin.



Başak Koç:: Türkiye Ligi ve oyunculara dair ne söyleyebilirsin?
Eleonora Lo Bianco: Türkiye liginde keyifli maçlar oynandığını biliyorum. Seviye de gittikçe yükseliyor. Neslihan çok beğendiğim bir smaçör. Onun karşısında çok çaresiz kalabiliyor insan. Naz iyi bir pasör, çok yetenekli. Yeteneğinin zaman ve tecrübe ile birleşmesiyle çok daha iyi performans ortaya koyacağına inanıyorum. 
Başak Koç: İtalya’da en iyi anlaştığın oyuncular kimlerdi, hem arkadaşlık anlamında hem de sahada?
Eleonora Lo Bianco: Sahada en iyi anlaştığım smaçör Piccinini’ydi. Bir bakışımızdan ne demek istediğimizi çok iyi anlıyoruz. Uzun zaman birlikte oynamak büyük avantaj yaratıyor. Libero olarak Cardullo. Cardullo ile aynı yerde doğup büyüdük. Ayrı bir bağımız var. Pasör çaprazı Ortolani ve orta oyuncu da Gioli’yi söyleyebilirim. En iyi arkadaşım ve dostum ise voleybola başladığım Omegna takımından bu yana tanıdığım Chiara Negnini…       
Başak Koç: Avrupa Şampiyonası ve Şampiyonlar Liginde birçok kez en iyi pasör seçildin. Başarılı bir pasör olmanda en büyük pay kimin? Ve neden 14 numaralı forma? 
Eleonora Lo Bianco:  Manuela Benelli benim çok beğendiğim, çok taktir edip, saygı duyduğum bir pasördü. Ravenna takıyla 11 yıl üst üste şampiyonluk yaşadı. Yaklaşık 2 sene antrenörlüğümü de yaptı. Hem psikolojik olarak nasıl bir duruş sergileyeceğimi öğretti, hem de teknik anlamda beni geliştiren kişidir. Bu kadar saygı duyduğum birinin forma numarasını üstümde taşımayı tercih ettim. 14’ün benim için ayrı bir önemi var.
Başak Koç: Kariyerinde,  3 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu ve daha nice başarılar var. Ne eksik kaldı?
Eleonora Lo Bianco: Olimpiyat madalyası eksik. 2008’de Brezilya’nın şampiyon olduğu Pekin’de 5.sırada kalmıştık. 2012’de umarım madalya fırsatı buluruz. Bu benim son olimpiyatım da olabilir. O yüzden çok istiyorum podyuma çıkmayı.
Başak Koç: Vaktini nasıl doldurmayı seviyorsun? 

Eleonora Lo Bianco: Fotoğraf merakım var. Çekmeyi ve biriktirmeyi çok seviyorum. Müzik ise en büyük keyif alanım. Her türlü müziği dinlemekten hoşlanıyorum. Gezmeyi, yeni yerler görmeyi seviyorum. Bildiğim kadarıyla İstanbul’da da gezilecek çok yer var. Antrenmandan boş kalan zamanlarda olabildiğince gezmeye çalışacağım artık.
Başak Koç: Dondurma tutkunu biliyorum…

Eleonora Lo Bianco: En sevdiğim tatlı… O kadar çok seviyorum ki.. Umarım bana burada tavsiye edebileceğiniz güzel bir dondurmacı vardır. Dondurmasız yapamam.  


Ayrıca not olarak ekleyelim. Leo, Avrupa Şampiyonası'ndan sonra Ekim ayında  İstanbul'a geri dönecek.

4 Temmuz 2011 Pazartesi

THY Euroleague Elemelerinde Statü Belli Oldu!

ULEB, Türk Hava Yolları Euroleague, Euroleague elemeleri için statüyü açıkladı. Buna göre 16 takım 8 ayrı kategoriye ayrıldı. Kategorilere ayırma işlemini ULEB'in kulüp sıralamasına göre yapıldığını, eleme için Wild Card alan iki ekip olan Alba Berlin ve ASVEL takımlarının otomatik olarak 1. kategoriye yerleştirildiğini hatırlatarak takımların hangi kategorilere girdiklerine bakalım.

1 - Alba Berlin, ASVEL
2- Khimki, L. Rytas
3- Cibona Zagreb, Nymbruk
4- PAOK, Spirou
5- BC Donetsk, GALATASARAY
6- Banvit, Cholet
7- Buducnost, PGE Turow
8- Gravelines, VEF Riga


Galatasaray'ımız 5. kategori takımı olduğu için ilk önce 4. kategori takımlarından biriyle oynayacak. Dolayısıyla elemelerdeki ilk rakibimiz ya PAOK ya da Spirou olacak.

Bu turu geçmemiz halinde 1. ve 8. kategori takımlarından biriyle karşılaşacağız. Bu da bir sürpriz olmazsa ASVEL veya ALBA Berlin'in karşımıza çıkacağını gösteriyor.

Bundan sonra geride kalan 4 kategori takımlarından biriyle karşılaşacağız. Buradan çıkarmamız gereken sonuç, Khimki ve Rytas gibi iki güçlü takımla sadece final için karşılaşacağımız. Aynı zamanda Erman Kunter'in Cholet'si de finalde rakibimiz olabilir. (Banvit muhtemelen diğer eleme grubuna düşecektir. Aynı ülke takımları! Bu konuda not düşülmediği için kesin bir şey yazamıyorum.)

Eğer Euroleague'e katılım hakkı kazanırsak gruplara 5. torbadan yerleşmiş olacağız ve grubumuzda Anadolu Efes ya da F. Ülker takımları olursa (Kura çekiminde belli olacak.), otomatik olarak grubumuz değişecek.

Kura çekimi TSİ 13.00'te İspanya'nın Barselona kentinde gerçekleşecek.

Eleme ve grup kuraları çekildikten sonra olasılıkları konuşmak üzere daha net bir yazı hazırlayana kadar şimdilik virgülü koyalım. Yeni sezon hepimize hayırlı, uğurlu olsun.

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Jamon Lucas Gordon Transferi ve Sisteme Olan Bağlılık

Euroleague takımları arasında büyük bütçeleri olmadan başarılı olan takımlar dediğimizde ilk aklımıza gelen elbette ki Montepaschi Siena'dır. Sistem ve organizasyon üzerine kurulu bir takım olan Montepaschi Siena Ergin Ataman ile birlikte Sporta Kupasını kazandığı günden bu yana hep üzerine koyarak doğru işleyen sistemi bozmayarak her sene Euroleague seviyesinde final four, yerel bazda ise sürekli hale getirdiği şampiyonluklarını kutluyorlar.

Peki nedir bu sistem? Değişen oyunculara rağmen nasıl ayakta kalıyor? Evet Montepaschi Siena'da hemen her sene en kritik bölgelerde ki oyuncu isimleri değişir. Mesela onlar için en kritik yer olan kısa forvet mevkinde Bootsy Thornton, Romain Sato, David Hawkins ve Malik Hairston o bölge için isimler sürekli değişti ama orada oynayan kişinin verdiği katkı hiç değişmedi. Bu oyuncuların hiçbiri büyük skorer değiller, müthiş şutör de değiller ama en büyük özellikleri fizik avantajları ve savunmaları. 2-3 oynayabilen bu oyuncuların verdiği ribaund katkısı ve savunmada adam değişerek hiç bir pozisyonda fizik olarak eksik kalmamaları, hücumda past-break sonlarını ve gerekirse post-up'da fiziklerini kullanarak 1-1 hucum edebilmeleri...

İste Siena kendisine yarattığı sistemde savunma prensiplerini hep ön planda tutarak buralara kadar geldi. Şimdi bizde bir sistem yaratmaya çalışıyoruz. Oktay Mahmuti ve inandığı savunma oyunu... Oktay Mahmuti'nin geçen yıl hiç vazgeçmediği 2 şey vardı. 4 kısalı oyun ve topa baskı uygulayan 2 numaralar... 4 kısalı oyunda sürekli olarak şutu olan 4 numaralar kullandık.( Rancik, Shumpert ve Haluk) topa baskı yapması için 2 numarada ise; Evren, Shipp ve Göksenin gibi hem kol hem çabukluk avantajı olan oyuncuları kullandık. Bu 3 oyuncununda ortak özelliği güvenilecek şutlarının olmaması yada fazla şut kullanmamaları diyelim. Peki sürekli ve iyi yaptıkları iş ne ribaund almaları ve hızlı hucum sonlarını oynamaları. Çoğu maçta 4 kısa oynayan bazen Rancik'i 5 numaraya çekip iyice kısalan takımızın ribaundlarda ayakta kalmasını sağlayan en büyük etken Joshua Shipp'di ve onun sistem içinde ki yeri... İnatla ben sistem koçuyum maç içinde fazla değişiklik yapmayı sevmem diyen Oktay Mahmuti için 2 numaranın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu bölgeye yapılacak transferin savunma yapabilir bir oyuncu olması elzemdi. Peki Jamon Gordon doğru bir isim mi?

2009-2010 sezonunda Maroussi ile Euroleagu macerası yaşayan Gordon takımın en önemli oyuncularından biriydi.  Euroleague'de maç başı 30 dakika süre alan Gordon takımını sürpriz bir şekilde top16 gruplarına sokarken oynadığı basketbolla daha büyük takımların dikkati çekti. Maroussi'nin sezon sonu yaşadığı ekonomik krizle birlikte onunda yolu Yunanistan'ın en büyük iki kulübünden biri olan Olympiakos'a düştü. Takımın başında efsane isim İvkovic bulunan Olympiakos şampiyonluk hasretine son verebilmek için parayı çuvalla harcadığı bu zamanlar rakip Panathinaikos'un en büyük yıldızlarından Spanoulis'i alarak ellerinde bulunan Papaloukas ve Teodosic'de hesaba katılınca açık ara Euroleague'in en iyi guard rotasyonuna sahip olan Olympiakos'da Gordon'un alacağı sürelerin her bir dakikasının altın değerinde olduğunu kabul edelim. Gordon bu altın dakikalardan euroleague'de maç başına 20 adet almış ve İvkovic'in rakibin en önemli oyuncusuna verdiği savunmacı olmuş. Hücumda çok top kullanmamasına hala şaşıranlar olabilir. Oly'nin kadrosunu tekrar saymayayım. O kadroda değil top kullanmak top elinize gelirse kendinizi şanslı hissetmelisiniz.

Jamon Gordon'un istikrarlı bir şutu olmadığını söyleyelim. Onun şutuna güvenilerek alınmadığıda bir gerçek. Takımızın ve Mahmuti'nin zaten ondan asıl isteği şey şut kullanması değil. Geçen yıl Evren ve Shipp'in yaptığı işleri daha da iyi yaparak hatta bazen hucumda oyun sıkışmışken penetre ederek sayı çıkartabilecek olması... Tam bir takım oyuncusu olması ve hiçbir şekilde kenarda tutulmaktan gocunmayacak bir yapıya sahip olması bizim için mükemmel bir transfer olduğunu gösteriyor. Takım kötü gitse bile 20 sayı farkla geriye düşseler bile oyundan hiç kopmaz. Geçen yıl Euroleague play-offlarında Montepaschi Siena karşısında tüm karşılaşmalarda ayakta kalan yegane oyuncu kendisi olmuştu. Bu bile onun oyun karakterini gösterir nitelikte. Euroleague'de gösterdiği performans istatistikler açısından 4 sayı 3 ribaund, 3 asist, 2 top çalma olarak görmemeliyiz. Onun takım içinde ki rolü ve İvkovic'in ona nasıl Eurolleague seviyesinde 20 dakika süre verdiğine odaklanmalıyız. Kısaca Jamon Gordon ribaund alır, top çalar, blok yapar, asist yapar. Oyunun içinde ne kadar pis iş varsa hepsini yapar. Takım ve sistem için muazzam bir transfer...

Jamon Lucas Gordon hakkında ki bilgiler için ise resmi sitemizde çok ayrıntılı bir yazı var. Onu tekrardan okumanızı tavsiye ederim.

27 Haziran 2011 Pazartesi

Oktay Mahmuti ve Ceo Muhabbetleri Üzerine

Oktay mahmuti'nin yıllarca emek verdiği evinden yuvasından yani Efes Pilsen'den gönderilişi yani 2006-2007 sezonunun sonu...




Bu röportajda Oktay Mahmuti aslında neden bu birlikteliğin bittiğini anlatıyor. Şimdi en başa sarmak lazım... Sezon daha başlamadan önce Real Madrid ve Tau Ceramica Oktay Hoca'ya teklif yaparlar. Real madrid'in teklifi çok ciddidir. Oktay hoca kulüpten izin ister. Fakat Efes yönetimi buna izin vermez. Çünkü tarihin en iyi bütçesi ve en iyi takımı kuruluyordur. Bu bağlamda Euroleague sayı kralı Drew Nicholas ve Uleb sayı kralı Horace Jenkins alınmıştır. Geçen yılın en iyi oyuncusu ve Oktay hoca'nın prensi Antonio Granger kadroda tutulmuştur. Henry Domercant ve Charles Smith yerine iki sayı kralı getiren Efes Pilsen pota altına ise, müthiş atlet Marcus Haislip'i almıştır ve Avrupa'nın en iyi pasör uzunu Nikola Prkacin daha ne olsun? Bu kadroyu şimdi kuran olsa yine heyecanlanırım.

Ama takımın Pg posizyonu tam bir faciadır. Gelecek sezon kadromuza katılacak olan Ender Arslan'ı o yıl kapı dışarı eden Oktay Mahmuti, o bölgeyi saf Pg olan Cüneyt Erden, genç Can Akın ve yine bir diğer genç oyuncu Barış Ermiş'e ek olarak Pg-Sg oynayabilen Jenkins'in idare edebileceğini düşünmüştür. 

Sezon daha başlamadan bu kadar Amerikalı'nın büyük bir risk olup olmadığı tartışılmaya başlanmıştı. 4 Amerikalı tartışıla dursun Efes Pilsen'de 1 numaralı hücum silahlarına hep en büyük yardımı yapan, bir nevi Michael Jordan-Scottie Pippen etkisi yaratan sırasıyla Trajan Langdon, Marcus Brown, Henry Domercant gibi yıldızlarla müthiş işler çıkartan Antonio Granger'ın talihsiz sakatlığı Efes Pilsen'in tüm planlarını yıkar. Final Four hedefiyle çıkılan yolda ilk darbeyi alan Efes Pilsen'in Euroleague grubu ise, tam manasıyla kan dondurucudur. Ölüm grubu denen şey o sezon Efes Pilsen'i bulmuştu. Zamanın en iyi kadrosunu kuran Tau Ceramica, ( İgor Rakocevic-Zoran Planinic-Tiago Splitter-Serkan Erdoğan ve Luis Scola) Dusan İvkovic'in takımı Dinamo Moskova (Travis Hensen-Antonis Fotsis-Sergei Monia-Lazaros Papadopoulas ve geçen yılın finalisti Olympiacos ( Arvydas Macijauskas-Damir Mulaomeroviç-Henry Domercant) 

Takımı kurarken savunma yapan uzunları, topu yere vurabilen gerekirse sorumluluk alabilecek kısalarla kuran Oktay Mahmuti'nin en büyük handikapı olan Pg seçimi konusunda tamamen atıcı Jenkins'i getirmesi ve zaten en iyi savunma yapan takımız hucumda tıkanırsak 2 tane sayı kralımız var. Bu takım sırtı yere gelmez söylemlerine maruz kalması erken görülebilecek her şeyin üstünü örttü. Jenkins balonunun patlaması çok uzun sürmedi ama ha şimdi oldu ha şimdi olacak diye diye Efes Pilsen çok zaman kaybetti. Granger'ın bir türlü iyileşmemesi Can Akın, Mustafa Abi, Cüneyt Erden ve Barış Ermiş gibi kısa Türk rotasyonu takımın istenen seviyeye gelmesini engelleyen diğer unsurlardı. Gerçi sonraları Jenkins'i gönderip Aleksandar Rasic'i getirdiler ama doğru insan yanlış zaman idi.Her şeye tuz biber eken ise, final serisinde Fenerbahçe Ülker'e 4-0 kaybetmek oldu. Hemde hiçbir maçta rakibe direnç gösteremeden...

Her şey mükemmel giderken Efes Pilsen'in bütçeyi artırması, Final Four için yıldız gerekir sanılması, Antonio Granger'ın sakatlığı, Pg sıkıntısı ve yanlış transferler birbirlerini çok seven iki ismin yolunun ayrılmasını kaçınılmaz kıldı. Herşey çok çabuk gelişti ama kaçınılmaz sonda Oktay Mahmuti'nin söylediği "sevaplarımla günahlarımla gidiyorum. günahlarım benim olsun sevaplarım ise oyuncularımın" lafı bir yere not edilmeli.

Şimdi Oktay Mahmuti bizim koçumuz ve Galatasaray 2006 sezonunda final four hamlesi yapan Efes Pilsen gibi... Yıldız isimler bekleniyor ve hedefler biraz erken yükseldi. Basında geçen isimler, bizlerin yani taraftarların heyecanı, Euroleague mevzusu takımın istikrarlı büyümek prensibini biraz esnetebilir. Geçen hafta Oktay Mahmuti'nin ceo olacak söylentileri çıktığında aklıma ilk olarak bu bütçe meselesi geldi. Mahmuti'nin tepeye çıkma isteğinin arkası sadece planlama ile açıklanamaz. Mahmuti belki de 3 yıl sonunda hedeflenen bütçenin bu sene uygulanacak olmasından rahatsız olmuş olabilir. Beklentilerin bu kadar yükselmesi, gerçek öngörülür planlamanın sapması manasına gelir. Oktay hoca'da bundan çekinmiş olabilir. Benim şahsi görüşüm Oktay Mahmuti'nin düşük bütçeli takımlarla muazzam işler başarabilecek hatta ve hatta başarısız olamayacak çapta müthiş bir koçtur. Onun işi takım kimyasıdır. Onunla beraber başarılı olan oyunculara baktığımız zaman hep egosu düşük takım için oynayan oyuncular olduğunu görürüz. Bu yüzden gelecek sezon takım kurulurken umarım Oktay Hoca 2006'yı unutmaz. Onun ne kadar büyük bir karakter olduğunu ve yarattığı takımlara da bu karakteri aşıladığını düşününce ondan tek dileğim bu... Bize gerekirse Nba yıldızları gelmesin, Avrupa'nın kalburüstü oyuncularını almayalım. Yeter ki biz senin bildik karakterli Oktay Mahmuti takımı olalım...


Ömer Faruk Karsatar

25 Haziran 2011 Cumartesi

Winner Farkı Diana Taurasi vs Angel McCoughtry (Video)

Wnba'de Phoenix Mercury forması giyen yeni transferimiz Diana Taurasi'nin takımı bu sabaha karşı deplasmanda Atlanta Dream ile karşılaştı. Karşılaşmadan 92-83lik skorla galip ayrılan taraf Phoenix Mercury idi. Wnba'e 3 maç üst üste kaybederek başlangıç yapan Mercury, bu 3 maçlık kötü serinin ardından oynadığı 3 maçı da kazandı. Diana Taurasi karşılaşmada yaklaşık 29 dakika forma giyerken, 7/10 gibi muazzam bir saha içi yüzdesiyle hücum ettiği maçı 20 sayıyla tamamladı ve takımını galibiyete taşıdı.


Son Periyotta ki Diana Taurasi Resitali;
İlk üç çeyrek oyunda sürekli önde olan taraf Phoenix Mercury idi ama Phoenix Mercury öndeyken Diana Taurasi dördüncü periyot başına dek sadece 7 sayı üretebilmişti. Dördüncü periyota 74-57 geride giren Atlanta Dream maçı kazanmak için periyot başında bir hamle yapması gerekiyordu ve o hamleyi yaptılar. Dördüncü periyota 6-0lık seriyle girerek farkı 11 sayıya kadar indirdiler. Dördüncü periyotun ilk 2 dakikasında Phoenix Mercury takımı hücumda hiçbir şey üretemezken Diana Taurasi sorumluluk aldı ve penetre üzerinden bulduğu çok zor bir basket ile Atlanta Dream'in serisini kırdı. Bu zor basket bence maçın kırılma anıydı. Bu basketin ardından Atlanta Dream'de hücumlardan boş dönünce sorumluluk alan Diana Taurasi üst üste 7 sayısı ile tekrardan takımının farkı açmasını sağladı. Diana'nın 7 sayısının yanında Penny'nin tek isabetiyle üç buçuk dakikada 9-0 seri yakaladılar ve farkı 20 sayıya çıkarttılar. Bu fark maçın en farklı skoruydu. Farkın 20'ye çıkmasıyla Phoenix Mercury gevşedi. Atlanta Dream 3 dakika boyunca Phoenix Mercury'e tek basket şansı verdi. Angel McCoughtry önderliğinde hücumda da sayılar üreterek farkı 12 sayıya kadar indirdiler. Phoenix Mercury hücumda tıkanınca Diana Taurasi tekrar sorumluluk aldı ve üst üste bulduğu 2 üçlük isabetiyle maçı Phoenix Mercury'e getirdi. Maçın son periyotunda Phoenix Mercury 18 sayı bulurken bu 18 sayının 13'ü Diana Taurasi'ye aitti. Diana Taurasi, üç sayı çizgisinden şut kaçırmayarak 3/3 ile oynadığı karşılaşmada maç boyu kullandığı 10 şuttan 7sinde isabet buldu ve maçı 20 sayı ile tamamladı. Takımının en skorer ismi olan Diana Taurasi, 8 ribaund, 2 asist, 1 top çalma ve 3 blok ile takımına her alanda katkı yaptı. Maçın en skorer ismi ise, Atlanta Dream'den tanıdık bir isim olan ezeli rakibimizin de formasını giyen Angel McCoghtry oldu. Angel maç boyu kullandığı 21 şuttan 7 isabet çıkartarak maçı 24 sayıyla tamamladı ve maçın en skorer ismi oldu.












24 Haziran 2011 Cuma

Ender Arslan - Furkan Aldemir - Cevher Özer

Zirveye oynayan bir takım olabilmek için yerli rotasyonunuzun belli bir kalitede olması gerekir. Yerli oyuncularınızdan verim alabilmeniz şarttır. Bu yüzden de basketbolda sezon bitince yerli transferleridir öncelik.

Takımımızda bu konuda piyasada alınabilecek ve kaliteli olan yerli oyuncularla yakından ilgileniyor. Bu hususta gelen hamleler sonucunda Ender Arslan, Furkan Aldemir ve Cevher Özer önümüzdeki yıl kadromuzda olacak. Geçtiğimiz sezon takımımızda başarılı bir performans gösteren Ermal Kuqo da Efes'e dönmeyi seçti.

Ender Arslan'dan başlarsak; Efes Pilsen altyapısından yetişmiş olan ve Union Olimpija, 2 aylık Tau Ceramica ve daha sonra gelen Panionius kısa maceralarını saymazsak tüm kariyeri boyunca Efes'te oynamış bir oyun kurucu.
1.90'lık boyu ile bir oyun kurucuya nazaran uzun sayılabilir. Bunun yanında asistçi kimlikten daha çok skora odaklı bir oyuncudur Ender. Tutku gibi takımın beyni olabilecek bir guard değildir. Oyun kurma konusunda pek başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Bunun dışında hücumda patlayıcı özelliği olan ve bunu yaptığında skor bazında önemli katkılar verebilen bir oyuncudur. Savunmada da gayretli, mücadeleci bir oyun stili vardır, bu bakımdan bizim takıma alışmada fazla sorun yaşayacağını düşünmüyorum.

Zirveye oynayan bir takımsanız 3 oyun kurucunuz olması gerekir. Bizde şu aşamada Tutku ve Ender mevcut ve konuşulanlar da bir yabancının alınacağı yönünde. Bu 3 isimden 2'sinin yerli olması gerekirdi ve piyasada o mevkiye alınabilecek en iyi isim Ender Arslan'dı. Barış Ermiş ve Kerem Tunçeri takımlarıyla sözleşmelerini uzattılar. Bu bağlamda gerekli ve yerinde bir transfer olduğunu düşünüyorum. Bir de Ender'in ilginç bir özelliği Efes Pilsen ve Milli Takımdaki performansı hep farklı olmuştur. Efes'te daha az forma bulan, pek güvenilmeyen ve fazla başarılı olamayan bir oyuncuyken; Milli Takımda yıllardır oynayan ve çok önemli maçlar çıkarıp, iyi performans ortaya koyan bir oyuncu oldu Ender. Bunun nedenleri arasında 2 takım arasında kendisine duyulan güven ve verilen desteğin etkisinin olmasının yanı sıra, taraftar faktörünün de önemli bir yer tuttuğunu düşünüyorum. Taraftar desteği ile daha iyi oynayan, oyuna daha fazla asılan bir oyuncu görünümünde Ender. Bu bakımda da Türkiye'deki tartışmasız en iyi basketbol tribününe sahip olan takımımızda oldukça yararlı olacaktır.

Son olarak Ender'in geçen seneki istatistiği; 6.2 Sayı, 0.8 Ribaund, 2.4 Asist. %45 2'lik, %35 de 3'lük yüzdeleri idi. Geçen sezon Efes'in kaotik ortamında koç Perasovic ile sorun yaşadığını ve fazla forma şansı bulamadığını da ekleyelim.

Bir diğer transferimiz Pınar Karşıyaka'nın önemli uzunu Furkan Aldemir. Türk basketbolunda son yıllarda yetişen önemli uzunlardan gösterilen Furkan 1991 doğumlu 2.07 boyunda.
2 sezondur transferin gözde ismi Furkan bu sene takımımızın formasını giyecek. Türk Basketbolunda geleceğin en önemli uzunları arasında gösterilen Furkan 2009-2010 sezonunda çıkışını yaptı. O sezon gösterdiği etkileyici performansı ile Galatasaray, Efes Pilsen, Fenerbahçe Ülker gibi ligin önemli ekiplerinin dikkatini çekti. Geçtiğimiz sezon başında da F.Ülker ve bizim yaptığımız ciddi teklifler sonucunda takımımıza transfer olacakken Karşıyakalı taraftarların yönetimlerine baskısı sonucu son anda iptal olmuştu bu transfer, kısmet bu sezonaymış.

Muhteşem bir ribaund sezisine sahip olan Furkan, oyunun savunma yönünde de oldukça etkili. Hücumda bazı eksik yönlerinin olduğu bariz ama onlar çalışarak minimize edilebilir. Ribaund sezisini ve savunmadaki akıllı duruşu çalışarak kazanamazsınız ama hücumda daha isabetli atışlar yapmayı çalışarak kazanabilirsiniz. Geçtiğimiz sezon bazı maçlarda oldukça sıkıntı çektiğimiz ribaundlarda Furkan ilaç gibi gelecektir. Savunmadaki sağlam duruşu ve her an oluşturduğu blok tehdidi ile de takıma bu alanda büyük katkı sağlayacaktır. Dediğim gibi hücumda bitiricilikte bazı sorunları olabiliyor ama çalışarak düzelebilecek sorunlar bunlar. Henüz 20 yaşında çok genç ve büyük potansiyelli bir uzun Furkan. Takıma büyük katkısı olacaktır.

Geçtiğimiz sezona müthiş bir giriş yapmıştı Furkan fakat F.Ülker maçında önemli bir sakatlık yaşayıp bir süre parkelerden uzak kaldı. Sakatlık dönüşü ise müthiş olan performansında düşüş meydana geldi. Bu aralar Ümit Milli takımda oynayan yıldız oyuncumuz son 3 maçta da double double yaparak sakatlığının etkilerini atlattığının sinyalini veriyor. Önümüzdeki sezona kadar daha iyi ve daha hazır olacaktır. Bu arada daha önce bu sezonki NBA Draftlarına katılacağı söylenen Furkan, bu kararından daha sonra vazgeçti. Muhtemelen bize olan transferi bu kararda etkili oldu.

Geçtiğimiz sezon Pınar Karşıyaka forması ile; 8.6 Sayı, 7.9 Ribaund, 0.9 Asist, 0.9 blok ortalamaları tutturmuş %66 ile 2'lik oranı ile oynamıştı.

Son olarak değineceğimiz transfer Beşiktaş Cola Turka'dan kadromuza kattığımız Cevher Özer...
En başlarda kişisel olarak karşı olduğum bir transfer olan Cevher Özer transferine Ermal'in takımdan ayrılışı ile bakışım değişti, çünkü bu ayrılıktan sonra bir yerli uzun takviyesi gerekliydi ve o isim Cevher oldu.

1983 doğumlu 2.05 boyunda olan Cevher 3 de oynamasının yanında çoğunlukla 4 numara pozisyonunda oynuyor. Şutör bir uzun olan Cevher 2-3 şut soktuğu zaman eli ısındığında ard arda sayıları potaya yollayabilen bir oyuncu. Hücumda katkısının olacağından şüphemin olmadığı Cevher için savunmada bazı kaygılarım var. Son 2 sezonda Beşiktaş forması ile savunmada hiç yoktu desek yalan olmaz. Tabii bunda Beşiktaş'ın savunmada takım olarak kötü olmasının da etkisi olabilir. Fiziki açıdan güçlü ve atletik olan Cevher ribaundlarda da etkili bir isim.

Geçtiğimiz sezon 11.1 Sayı, 5 Ribaund, 1.7 asist, 0.6 blok ortalamaları ile oynadı. %58 2'lik yüzdesinin yanında %33 3'lük yüzdesi tutturdu.

Savunma konusunda bizim takıma adapte olursa oldukça yararlı bir transfer olacağını düşünüyorum Cevher'in de. Savunma konusunda başarılı olur mu bunu şimdi bilemiyoruz ancak bize gelmeden önce Türk Telekom'da oldukça vasat bir savunmacı olan Tutku Açık'ın bizim takım ile birlikte her topa atlayan, mücadeleci ve iyi sayılabilecek bir savunma performansı göstermesi Cevher için de umutlu olmamızı sağlayabilir.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Avrupa Şampiyonası 3. Gün Oyuncularımızın Performansı (Video)

Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası üçüncü gününde A Milli Kadın Basketbol Takımımız Rusya ile karşılaştı. Karşılaşmadan 80-65 mağlup ayrılan takımımız, grubu ilk 3 sırada tamamlamasına rağmen üst tura galibiyet taşıyamadı.
Rusya karşısında A Milli Kadın Basketbol Takımımız, maça çok kötü bir giriş yaptı ve Rusya'nın size üstünlüğünü çok iyi kullanan oyuncuları tarafından daha ilk çeyrekte bozguna uğradı. İlk 10 dakika sadece 7 sayı üretip 29 sayı yediğimizi düşündüğümüzde kalan üç çeyrekte ki üstün oyunumuz parkeden mağlup ayrılmamıza engel olamadı. A Milli Kadın Basketbol takımımızda Rusya karşısında 4 Galatasaraylı oyuncu forma giydi.
Takımımızın Kaptan'ı Işıl Alben Rusya karşısında 29 dakika parkede kaldı. Maça ilk 5 başlayan Işıl, 5/12 saha içi şut isabetiyle 12 sayı üretti. Takımımız adına parkede ki bir kaç iyi oyuncudan biri olan Işıl 12 sayısının yanında 4 asistte üretti. Takımımızın bir diğer önemli yıldızı Bahar Çağlar ise, Rusya karşısında 20 dakika sahada kalırken, 3/7 saha içi isabetiyle 8 sayı üretti. Daha önce ki iki maça göre daha fazla sorumluluk almasına rağmen Bahar Rus uzunlarının etkili performansına pek karşılık veremedi ve yine bir etkisiz maç çıkardı. Takımımıza bu sezon başından itibaren katılacak olan Şaziye İvegin, Rusya karşısında 18 dakika süre alırken karşılaşmayı 1/3 saha içi isabetiyle 3 sayıyla tamamladı. Şaziye, turnuvaya çok iyi bir giriş yapmasına rağmen turnuvada günler ilerledikçe performansı düştü ve son bende, Rusya maçında da şut kullanmaktan sürekli kaçtı gibi bir izlenim oluştu. Umaırm o da kendine gelir. Rusya karşısında 14 dakika ile en az süre oynayan Tuğba Palazoğlu ise, Slovakya maçında olduğu gibi maçı sayı atamadan tamamladı. Tuğba'nın oyunda kaldığı 14 dakika boyunca top kaybı yapmaması açıkçası beni şaşırttı.
Yeni transferimiz Alba Torrens'i kadrosunda bulunduran İspanya ev sahibi Polonya ile karşılaştı. Son periyotta ki müthiş performans maçı İspanya'ya getirdi. Dördüncü periyotun başında Alba Torrens'in başlattığı müthiş seri ile Polonya'yı 78-63 mağlup ederek üst tura 1 galibiyet taşıdılar. Polonya karşısında Alba Torrens 31 dakika parkede kaldı. Karşılaşma boyunca 5/11 saha içi isabetiyle oynayan Alba maçı 17 sayı ile tamamladı. Özellikle maçın son periyotunda ki İspanya'nın hem savunmada hemde hücumda ki müthiş oyunun baş rolünde Alba Torrens ve Sancho Lyttle vardı.




İlk tur bu maçlarla sona erdi. Grupları ilk 3'te tamamlayan A Milli Kadın Basketbol Takımımız ve İspanya ikinci tura yükseldiler. E grubuna galibiyet taşıyamayan kadın basketbol takımımız çeyrek finale çıkabilmesi için 6 takım arasında ilk 4 sırada olması gerekiyor. Bunun içinde oynayacakları 3 maçtan en az ikisini kazanmak zorundalar. F grubuna 1 galibiyet taşıyan İspanya ise kalan son 3 maçtan en avantajlı şekilde çeyrek finale kalmak isteyecektir.


İkinci Tur İlk Maçları;
22 Haziran Çarşamba 21:30 Fransa-İspanya 
23 Haziran Perşembe 21:30 Türkiye-Çek Cumhuriyeti

20 Haziran 2011 Pazartesi

Avrupa Şampiyonası 2. Gün Oyuncularımızın Performansı

A Milli Kadın Basketbol Takımımız, Avrupa Şampiyonası 2. gününde ilk gün Rusya'ya karşı maçı son anlarda kaybeden Slovakya ile karşılaştı. Üçüncü çeyrekte ki müthiş oyunumuzla Slovakya'yı 16 sayı farkla 76-60 yenerek ilk galibiyetimizi almış olduk. Maçın kısa bir özetini buradan izleyebilirsiniz.


A Milli Kadın Basketbol Takımımız'da ilk günde olduğu gibi bu maçta da 4 Galatasaraylı oyuncu forma giydi. Litvanya'ya karşı ayakta kalan bir kaç isimden biri olan Şaziye İvegin, bu maçta 7 sayıyla vasat bir oyun ortaya koydu. 32 dakika sahada kalan Şaziye maçı 3/8 şut yüzdesi ile tamamladı. İki sayılık atışlarda 2/2 isabet sağlayan Şaziye üç sayı çizgisinin gerisinden 1/6 ile pek etkili olamayarak maçı 7 sayıyla tamamladı. Karşılaşmanın kazanılmasında büyük payı olan Işıl Alben 28 dakika süre aldı. Karşılaşmayı 4/10 saha içi isabet yüzdesiyle tamamlayan Işıl; 9 sayı, 4 ribaund, 2 asist  ve 4 top çalma ile maçın kazanılmasında çok büyük pay sahibi idi. Slovakya karşısında forma giyen bir diğer oyuncumuz Bahar Çağlar ise, 26 dakika süre aldığı karşılaşmayı 3/6 saha içi isabet yüzdesiyle 9 sayıyla tamamladı. 2 sayılık atışlarda 3/5 gibi iyi bir yüzdeyle hücum eden Bahar Çağlar bu maçta da pek fazla şut kullanmadı. Kesinlikle daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Ayrıca not olarak ekleyelim Bahar, 9 sayısının yanında 1'i hücum olmak üzere 4 ribauntta çekmiş.  Bu maçta çok fazla kullanılmayan Tuğba Palazoğlu ise, 3 dakika süre aldığı maçta şut denemesi yapmadı.


Işıl Alben'in Maç Sonu Yorumu: Biz bugün gerçekten çok iyi bir savunmayla başladık ve defansta iyi oynadığınız zaman hücumda da iyi oynuyorsunuz. Ama şimdi bu maçı unutacağız çünkü Rusya'ya karşı yarın önemli bir maçımız var. ona odaklanmak zorundayız.


Yeni transferimiz Alba Torrens'i kadrosunda bulunduran İspanya turnuvanın ikinci gününde Karadağ karşısında sürpriz bir yenilgi aldı. Turnuvanın favorilerinden olan İspanya'nın Karadağ'a 66-57 yenildiği maçta İspanya adına ayakta kalan tek isim olan Alba Torrens, 37 dakika süre aldığı maçı 25 sayıyla tamamladı. Maçın kısa bir özetini buradan izleyebilirsiniz.


Alba Torrens 9/20 ( 8/16 iki sayı 1/4 üç sayı ve 6/6 serbest atış ) saha içi şut isabet performansı ile oynadığı karşılaşmada İspanya adına sorumluluk alan tek isimdi ama sadece onun katkısı İspanya için yeterli olmadı. 25 sayının yanında ikisi hücum ribaundu olmak üzere 5 ribaund, 2 asist ve 2 top çalmalık istatistiklerini de ekleyelim. Alba Torrens için turnuva güzel geçiyor olsa da İspanya için aynısını söyleyemeyeceğim. Umarım çabuk toparlanırlar ve şampiyon olurlar. Alba Torrens'imiz de Mvp ödülünün sahibi olur. 

19 Haziran 2011 Pazar

Oyuncularımızın Wnba'deki Performansları

Wnba'de Chicago Sky forması giyen Sylvia Fowles takımının New York Liberty'i 85-73 yendiği maçta attığı 27 sayıyla takımının ve maçın en skorer oyuncusu oldu. Big Syl, 36 dakika 23 saniye oyunda kaldığı maçta 10/16 gibi muhteşem bir saha içi şut performansı yakalamış. Ayrıca 27 sayının yanında aldığı 11 ribaund ile de bu sezon ki dördüncü maçında 2. double double yapmış. Bir diğer dikkat çeken nokta ise, serbest atış çizgisinden 7/8 gibi kendisinden beklenenden daha iyi bir yüzdeyle serbest atış kullanmış olması...

Big Syl'ın 4 Maçlık Performans Raporu:
Ortalama 34 dakika sahada kalıyor.
İki sayılık atışlarda ortalama %63 ile hücum ediyor.
Serbest atış çizgisinden ortalama %70 isabet sağlıyor.
Ortalama ribaund sayısı 8.5
Ortalama maç başına 20.8 sayı ile oynuyor.
Wnba'de Phoenix Mercury forması giyen yeni transferimiz Diana Taurasi, takımının San Antonio Silver Stars'a 101-99 yenildiği maçta maçı 20 sayı ile takımının en skorer ismi oldu. 33 dakika sahada kalan Diana Taurasi maçı 6/14 şut performansı ile tamamlamış. Diana Taurasi iki sayılık atışlarda 4/11 üç sayılık atışlarda 2/3 ve serbest atış çizgisinden 6/8 ile 20 sayı üretmiş. Ek olarak belirtelim geçen sezonun finalisti Phoenix Mercury bu sezon oynadığı ilk 3 maçı da kaybetti.

Diana Taurasi'nin 3 Maçlık Performans Raporu;
Ortalama 32 dakika süre alıyor.
İki sayılık atışlarda % 44 ile hücum ediyor.
Üç sayılık atışlarda % 50 ile hücum ediyor.
Serbest atış çizgisinden ortalama %87 isabet sağlıyor.
Maç başına ortalama 3 ribaunt çekiyor.
Maç başına ortalama 2.1 asist yapıyor.  
Maç başına ortalama 20 sayıyla oynuyor. 
Wnba'de Connecticut Sun forması giyen yeni transferimiz Tina Charles, takımının Washington Mystcks'i 79-71 yendiği maçta maçı 26 sayıyla tamamladı ve maçın en skorer ismi oldu. Ayrıca 11/17 şut yüzdesi ile attığı 26 sayının yanında aldığı 10 ribaund ile bu sezon ki ilk double double'unu yaptı. 

Tina Charles'ın 4 Maçlık Performans Raporu;
Ortalama 30 dakika sahada kalıyor.
İki sayılık atışlarda %55 ile hücum ediyor.
Serbest atış çizgisinden %84 isabet sağlıyor.
Maç başına ortalama 7 ribaund alıyor.
Maç başına ortalama 17.8 sayı atıyor.

Diana Taurasi hariç diğer iki oyuncumuz kariyerinden daha iyi bir sezon başlangıcı yaptılar. Özellikle Big Syl her alanda istatistiklerini geliştirmiş durumda...