27 Haziran 2011 Pazartesi

Oktay Mahmuti ve Ceo Muhabbetleri Üzerine

Oktay mahmuti'nin yıllarca emek verdiği evinden yuvasından yani Efes Pilsen'den gönderilişi yani 2006-2007 sezonunun sonu...




Bu röportajda Oktay Mahmuti aslında neden bu birlikteliğin bittiğini anlatıyor. Şimdi en başa sarmak lazım... Sezon daha başlamadan önce Real Madrid ve Tau Ceramica Oktay Hoca'ya teklif yaparlar. Real madrid'in teklifi çok ciddidir. Oktay hoca kulüpten izin ister. Fakat Efes yönetimi buna izin vermez. Çünkü tarihin en iyi bütçesi ve en iyi takımı kuruluyordur. Bu bağlamda Euroleague sayı kralı Drew Nicholas ve Uleb sayı kralı Horace Jenkins alınmıştır. Geçen yılın en iyi oyuncusu ve Oktay hoca'nın prensi Antonio Granger kadroda tutulmuştur. Henry Domercant ve Charles Smith yerine iki sayı kralı getiren Efes Pilsen pota altına ise, müthiş atlet Marcus Haislip'i almıştır ve Avrupa'nın en iyi pasör uzunu Nikola Prkacin daha ne olsun? Bu kadroyu şimdi kuran olsa yine heyecanlanırım.

Ama takımın Pg posizyonu tam bir faciadır. Gelecek sezon kadromuza katılacak olan Ender Arslan'ı o yıl kapı dışarı eden Oktay Mahmuti, o bölgeyi saf Pg olan Cüneyt Erden, genç Can Akın ve yine bir diğer genç oyuncu Barış Ermiş'e ek olarak Pg-Sg oynayabilen Jenkins'in idare edebileceğini düşünmüştür. 

Sezon daha başlamadan bu kadar Amerikalı'nın büyük bir risk olup olmadığı tartışılmaya başlanmıştı. 4 Amerikalı tartışıla dursun Efes Pilsen'de 1 numaralı hücum silahlarına hep en büyük yardımı yapan, bir nevi Michael Jordan-Scottie Pippen etkisi yaratan sırasıyla Trajan Langdon, Marcus Brown, Henry Domercant gibi yıldızlarla müthiş işler çıkartan Antonio Granger'ın talihsiz sakatlığı Efes Pilsen'in tüm planlarını yıkar. Final Four hedefiyle çıkılan yolda ilk darbeyi alan Efes Pilsen'in Euroleague grubu ise, tam manasıyla kan dondurucudur. Ölüm grubu denen şey o sezon Efes Pilsen'i bulmuştu. Zamanın en iyi kadrosunu kuran Tau Ceramica, ( İgor Rakocevic-Zoran Planinic-Tiago Splitter-Serkan Erdoğan ve Luis Scola) Dusan İvkovic'in takımı Dinamo Moskova (Travis Hensen-Antonis Fotsis-Sergei Monia-Lazaros Papadopoulas ve geçen yılın finalisti Olympiacos ( Arvydas Macijauskas-Damir Mulaomeroviç-Henry Domercant) 

Takımı kurarken savunma yapan uzunları, topu yere vurabilen gerekirse sorumluluk alabilecek kısalarla kuran Oktay Mahmuti'nin en büyük handikapı olan Pg seçimi konusunda tamamen atıcı Jenkins'i getirmesi ve zaten en iyi savunma yapan takımız hucumda tıkanırsak 2 tane sayı kralımız var. Bu takım sırtı yere gelmez söylemlerine maruz kalması erken görülebilecek her şeyin üstünü örttü. Jenkins balonunun patlaması çok uzun sürmedi ama ha şimdi oldu ha şimdi olacak diye diye Efes Pilsen çok zaman kaybetti. Granger'ın bir türlü iyileşmemesi Can Akın, Mustafa Abi, Cüneyt Erden ve Barış Ermiş gibi kısa Türk rotasyonu takımın istenen seviyeye gelmesini engelleyen diğer unsurlardı. Gerçi sonraları Jenkins'i gönderip Aleksandar Rasic'i getirdiler ama doğru insan yanlış zaman idi.Her şeye tuz biber eken ise, final serisinde Fenerbahçe Ülker'e 4-0 kaybetmek oldu. Hemde hiçbir maçta rakibe direnç gösteremeden...

Her şey mükemmel giderken Efes Pilsen'in bütçeyi artırması, Final Four için yıldız gerekir sanılması, Antonio Granger'ın sakatlığı, Pg sıkıntısı ve yanlış transferler birbirlerini çok seven iki ismin yolunun ayrılmasını kaçınılmaz kıldı. Herşey çok çabuk gelişti ama kaçınılmaz sonda Oktay Mahmuti'nin söylediği "sevaplarımla günahlarımla gidiyorum. günahlarım benim olsun sevaplarım ise oyuncularımın" lafı bir yere not edilmeli.

Şimdi Oktay Mahmuti bizim koçumuz ve Galatasaray 2006 sezonunda final four hamlesi yapan Efes Pilsen gibi... Yıldız isimler bekleniyor ve hedefler biraz erken yükseldi. Basında geçen isimler, bizlerin yani taraftarların heyecanı, Euroleague mevzusu takımın istikrarlı büyümek prensibini biraz esnetebilir. Geçen hafta Oktay Mahmuti'nin ceo olacak söylentileri çıktığında aklıma ilk olarak bu bütçe meselesi geldi. Mahmuti'nin tepeye çıkma isteğinin arkası sadece planlama ile açıklanamaz. Mahmuti belki de 3 yıl sonunda hedeflenen bütçenin bu sene uygulanacak olmasından rahatsız olmuş olabilir. Beklentilerin bu kadar yükselmesi, gerçek öngörülür planlamanın sapması manasına gelir. Oktay hoca'da bundan çekinmiş olabilir. Benim şahsi görüşüm Oktay Mahmuti'nin düşük bütçeli takımlarla muazzam işler başarabilecek hatta ve hatta başarısız olamayacak çapta müthiş bir koçtur. Onun işi takım kimyasıdır. Onunla beraber başarılı olan oyunculara baktığımız zaman hep egosu düşük takım için oynayan oyuncular olduğunu görürüz. Bu yüzden gelecek sezon takım kurulurken umarım Oktay Hoca 2006'yı unutmaz. Onun ne kadar büyük bir karakter olduğunu ve yarattığı takımlara da bu karakteri aşıladığını düşününce ondan tek dileğim bu... Bize gerekirse Nba yıldızları gelmesin, Avrupa'nın kalburüstü oyuncularını almayalım. Yeter ki biz senin bildik karakterli Oktay Mahmuti takımı olalım...


Ömer Faruk Karsatar

25 Haziran 2011 Cumartesi

Winner Farkı Diana Taurasi vs Angel McCoughtry (Video)

Wnba'de Phoenix Mercury forması giyen yeni transferimiz Diana Taurasi'nin takımı bu sabaha karşı deplasmanda Atlanta Dream ile karşılaştı. Karşılaşmadan 92-83lik skorla galip ayrılan taraf Phoenix Mercury idi. Wnba'e 3 maç üst üste kaybederek başlangıç yapan Mercury, bu 3 maçlık kötü serinin ardından oynadığı 3 maçı da kazandı. Diana Taurasi karşılaşmada yaklaşık 29 dakika forma giyerken, 7/10 gibi muazzam bir saha içi yüzdesiyle hücum ettiği maçı 20 sayıyla tamamladı ve takımını galibiyete taşıdı.


Son Periyotta ki Diana Taurasi Resitali;
İlk üç çeyrek oyunda sürekli önde olan taraf Phoenix Mercury idi ama Phoenix Mercury öndeyken Diana Taurasi dördüncü periyot başına dek sadece 7 sayı üretebilmişti. Dördüncü periyota 74-57 geride giren Atlanta Dream maçı kazanmak için periyot başında bir hamle yapması gerekiyordu ve o hamleyi yaptılar. Dördüncü periyota 6-0lık seriyle girerek farkı 11 sayıya kadar indirdiler. Dördüncü periyotun ilk 2 dakikasında Phoenix Mercury takımı hücumda hiçbir şey üretemezken Diana Taurasi sorumluluk aldı ve penetre üzerinden bulduğu çok zor bir basket ile Atlanta Dream'in serisini kırdı. Bu zor basket bence maçın kırılma anıydı. Bu basketin ardından Atlanta Dream'de hücumlardan boş dönünce sorumluluk alan Diana Taurasi üst üste 7 sayısı ile tekrardan takımının farkı açmasını sağladı. Diana'nın 7 sayısının yanında Penny'nin tek isabetiyle üç buçuk dakikada 9-0 seri yakaladılar ve farkı 20 sayıya çıkarttılar. Bu fark maçın en farklı skoruydu. Farkın 20'ye çıkmasıyla Phoenix Mercury gevşedi. Atlanta Dream 3 dakika boyunca Phoenix Mercury'e tek basket şansı verdi. Angel McCoughtry önderliğinde hücumda da sayılar üreterek farkı 12 sayıya kadar indirdiler. Phoenix Mercury hücumda tıkanınca Diana Taurasi tekrar sorumluluk aldı ve üst üste bulduğu 2 üçlük isabetiyle maçı Phoenix Mercury'e getirdi. Maçın son periyotunda Phoenix Mercury 18 sayı bulurken bu 18 sayının 13'ü Diana Taurasi'ye aitti. Diana Taurasi, üç sayı çizgisinden şut kaçırmayarak 3/3 ile oynadığı karşılaşmada maç boyu kullandığı 10 şuttan 7sinde isabet buldu ve maçı 20 sayı ile tamamladı. Takımının en skorer ismi olan Diana Taurasi, 8 ribaund, 2 asist, 1 top çalma ve 3 blok ile takımına her alanda katkı yaptı. Maçın en skorer ismi ise, Atlanta Dream'den tanıdık bir isim olan ezeli rakibimizin de formasını giyen Angel McCoghtry oldu. Angel maç boyu kullandığı 21 şuttan 7 isabet çıkartarak maçı 24 sayıyla tamamladı ve maçın en skorer ismi oldu.












24 Haziran 2011 Cuma

Ender Arslan - Furkan Aldemir - Cevher Özer

Zirveye oynayan bir takım olabilmek için yerli rotasyonunuzun belli bir kalitede olması gerekir. Yerli oyuncularınızdan verim alabilmeniz şarttır. Bu yüzden de basketbolda sezon bitince yerli transferleridir öncelik.

Takımımızda bu konuda piyasada alınabilecek ve kaliteli olan yerli oyuncularla yakından ilgileniyor. Bu hususta gelen hamleler sonucunda Ender Arslan, Furkan Aldemir ve Cevher Özer önümüzdeki yıl kadromuzda olacak. Geçtiğimiz sezon takımımızda başarılı bir performans gösteren Ermal Kuqo da Efes'e dönmeyi seçti.

Ender Arslan'dan başlarsak; Efes Pilsen altyapısından yetişmiş olan ve Union Olimpija, 2 aylık Tau Ceramica ve daha sonra gelen Panionius kısa maceralarını saymazsak tüm kariyeri boyunca Efes'te oynamış bir oyun kurucu.
1.90'lık boyu ile bir oyun kurucuya nazaran uzun sayılabilir. Bunun yanında asistçi kimlikten daha çok skora odaklı bir oyuncudur Ender. Tutku gibi takımın beyni olabilecek bir guard değildir. Oyun kurma konusunda pek başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Bunun dışında hücumda patlayıcı özelliği olan ve bunu yaptığında skor bazında önemli katkılar verebilen bir oyuncudur. Savunmada da gayretli, mücadeleci bir oyun stili vardır, bu bakımdan bizim takıma alışmada fazla sorun yaşayacağını düşünmüyorum.

Zirveye oynayan bir takımsanız 3 oyun kurucunuz olması gerekir. Bizde şu aşamada Tutku ve Ender mevcut ve konuşulanlar da bir yabancının alınacağı yönünde. Bu 3 isimden 2'sinin yerli olması gerekirdi ve piyasada o mevkiye alınabilecek en iyi isim Ender Arslan'dı. Barış Ermiş ve Kerem Tunçeri takımlarıyla sözleşmelerini uzattılar. Bu bağlamda gerekli ve yerinde bir transfer olduğunu düşünüyorum. Bir de Ender'in ilginç bir özelliği Efes Pilsen ve Milli Takımdaki performansı hep farklı olmuştur. Efes'te daha az forma bulan, pek güvenilmeyen ve fazla başarılı olamayan bir oyuncuyken; Milli Takımda yıllardır oynayan ve çok önemli maçlar çıkarıp, iyi performans ortaya koyan bir oyuncu oldu Ender. Bunun nedenleri arasında 2 takım arasında kendisine duyulan güven ve verilen desteğin etkisinin olmasının yanı sıra, taraftar faktörünün de önemli bir yer tuttuğunu düşünüyorum. Taraftar desteği ile daha iyi oynayan, oyuna daha fazla asılan bir oyuncu görünümünde Ender. Bu bakımda da Türkiye'deki tartışmasız en iyi basketbol tribününe sahip olan takımımızda oldukça yararlı olacaktır.

Son olarak Ender'in geçen seneki istatistiği; 6.2 Sayı, 0.8 Ribaund, 2.4 Asist. %45 2'lik, %35 de 3'lük yüzdeleri idi. Geçen sezon Efes'in kaotik ortamında koç Perasovic ile sorun yaşadığını ve fazla forma şansı bulamadığını da ekleyelim.

Bir diğer transferimiz Pınar Karşıyaka'nın önemli uzunu Furkan Aldemir. Türk basketbolunda son yıllarda yetişen önemli uzunlardan gösterilen Furkan 1991 doğumlu 2.07 boyunda.
2 sezondur transferin gözde ismi Furkan bu sene takımımızın formasını giyecek. Türk Basketbolunda geleceğin en önemli uzunları arasında gösterilen Furkan 2009-2010 sezonunda çıkışını yaptı. O sezon gösterdiği etkileyici performansı ile Galatasaray, Efes Pilsen, Fenerbahçe Ülker gibi ligin önemli ekiplerinin dikkatini çekti. Geçtiğimiz sezon başında da F.Ülker ve bizim yaptığımız ciddi teklifler sonucunda takımımıza transfer olacakken Karşıyakalı taraftarların yönetimlerine baskısı sonucu son anda iptal olmuştu bu transfer, kısmet bu sezonaymış.

Muhteşem bir ribaund sezisine sahip olan Furkan, oyunun savunma yönünde de oldukça etkili. Hücumda bazı eksik yönlerinin olduğu bariz ama onlar çalışarak minimize edilebilir. Ribaund sezisini ve savunmadaki akıllı duruşu çalışarak kazanamazsınız ama hücumda daha isabetli atışlar yapmayı çalışarak kazanabilirsiniz. Geçtiğimiz sezon bazı maçlarda oldukça sıkıntı çektiğimiz ribaundlarda Furkan ilaç gibi gelecektir. Savunmadaki sağlam duruşu ve her an oluşturduğu blok tehdidi ile de takıma bu alanda büyük katkı sağlayacaktır. Dediğim gibi hücumda bitiricilikte bazı sorunları olabiliyor ama çalışarak düzelebilecek sorunlar bunlar. Henüz 20 yaşında çok genç ve büyük potansiyelli bir uzun Furkan. Takıma büyük katkısı olacaktır.

Geçtiğimiz sezona müthiş bir giriş yapmıştı Furkan fakat F.Ülker maçında önemli bir sakatlık yaşayıp bir süre parkelerden uzak kaldı. Sakatlık dönüşü ise müthiş olan performansında düşüş meydana geldi. Bu aralar Ümit Milli takımda oynayan yıldız oyuncumuz son 3 maçta da double double yaparak sakatlığının etkilerini atlattığının sinyalini veriyor. Önümüzdeki sezona kadar daha iyi ve daha hazır olacaktır. Bu arada daha önce bu sezonki NBA Draftlarına katılacağı söylenen Furkan, bu kararından daha sonra vazgeçti. Muhtemelen bize olan transferi bu kararda etkili oldu.

Geçtiğimiz sezon Pınar Karşıyaka forması ile; 8.6 Sayı, 7.9 Ribaund, 0.9 Asist, 0.9 blok ortalamaları tutturmuş %66 ile 2'lik oranı ile oynamıştı.

Son olarak değineceğimiz transfer Beşiktaş Cola Turka'dan kadromuza kattığımız Cevher Özer...
En başlarda kişisel olarak karşı olduğum bir transfer olan Cevher Özer transferine Ermal'in takımdan ayrılışı ile bakışım değişti, çünkü bu ayrılıktan sonra bir yerli uzun takviyesi gerekliydi ve o isim Cevher oldu.

1983 doğumlu 2.05 boyunda olan Cevher 3 de oynamasının yanında çoğunlukla 4 numara pozisyonunda oynuyor. Şutör bir uzun olan Cevher 2-3 şut soktuğu zaman eli ısındığında ard arda sayıları potaya yollayabilen bir oyuncu. Hücumda katkısının olacağından şüphemin olmadığı Cevher için savunmada bazı kaygılarım var. Son 2 sezonda Beşiktaş forması ile savunmada hiç yoktu desek yalan olmaz. Tabii bunda Beşiktaş'ın savunmada takım olarak kötü olmasının da etkisi olabilir. Fiziki açıdan güçlü ve atletik olan Cevher ribaundlarda da etkili bir isim.

Geçtiğimiz sezon 11.1 Sayı, 5 Ribaund, 1.7 asist, 0.6 blok ortalamaları ile oynadı. %58 2'lik yüzdesinin yanında %33 3'lük yüzdesi tutturdu.

Savunma konusunda bizim takıma adapte olursa oldukça yararlı bir transfer olacağını düşünüyorum Cevher'in de. Savunma konusunda başarılı olur mu bunu şimdi bilemiyoruz ancak bize gelmeden önce Türk Telekom'da oldukça vasat bir savunmacı olan Tutku Açık'ın bizim takım ile birlikte her topa atlayan, mücadeleci ve iyi sayılabilecek bir savunma performansı göstermesi Cevher için de umutlu olmamızı sağlayabilir.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Avrupa Şampiyonası 3. Gün Oyuncularımızın Performansı (Video)

Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonası üçüncü gününde A Milli Kadın Basketbol Takımımız Rusya ile karşılaştı. Karşılaşmadan 80-65 mağlup ayrılan takımımız, grubu ilk 3 sırada tamamlamasına rağmen üst tura galibiyet taşıyamadı.
Rusya karşısında A Milli Kadın Basketbol Takımımız, maça çok kötü bir giriş yaptı ve Rusya'nın size üstünlüğünü çok iyi kullanan oyuncuları tarafından daha ilk çeyrekte bozguna uğradı. İlk 10 dakika sadece 7 sayı üretip 29 sayı yediğimizi düşündüğümüzde kalan üç çeyrekte ki üstün oyunumuz parkeden mağlup ayrılmamıza engel olamadı. A Milli Kadın Basketbol takımımızda Rusya karşısında 4 Galatasaraylı oyuncu forma giydi.
video
Takımımızın Kaptan'ı Işıl Alben Rusya karşısında 29 dakika parkede kaldı. Maça ilk 5 başlayan Işıl, 5/12 saha içi şut isabetiyle 12 sayı üretti. Takımımız adına parkede ki bir kaç iyi oyuncudan biri olan Işıl 12 sayısının yanında 4 asistte üretti. Takımımızın bir diğer önemli yıldızı Bahar Çağlar ise, Rusya karşısında 20 dakika sahada kalırken, 3/7 saha içi isabetiyle 8 sayı üretti. Daha önce ki iki maça göre daha fazla sorumluluk almasına rağmen Bahar Rus uzunlarının etkili performansına pek karşılık veremedi ve yine bir etkisiz maç çıkardı. Takımımıza bu sezon başından itibaren katılacak olan Şaziye İvegin, Rusya karşısında 18 dakika süre alırken karşılaşmayı 1/3 saha içi isabetiyle 3 sayıyla tamamladı. Şaziye, turnuvaya çok iyi bir giriş yapmasına rağmen turnuvada günler ilerledikçe performansı düştü ve son bende, Rusya maçında da şut kullanmaktan sürekli kaçtı gibi bir izlenim oluştu. Umaırm o da kendine gelir. Rusya karşısında 14 dakika ile en az süre oynayan Tuğba Palazoğlu ise, Slovakya maçında olduğu gibi maçı sayı atamadan tamamladı. Tuğba'nın oyunda kaldığı 14 dakika boyunca top kaybı yapmaması açıkçası beni şaşırttı.
Yeni transferimiz Alba Torrens'i kadrosunda bulunduran İspanya ev sahibi Polonya ile karşılaştı. Son periyotta ki müthiş performans maçı İspanya'ya getirdi. Dördüncü periyotun başında Alba Torrens'in başlattığı müthiş seri ile Polonya'yı 78-63 mağlup ederek üst tura 1 galibiyet taşıdılar. Polonya karşısında Alba Torrens 31 dakika parkede kaldı. Karşılaşma boyunca 5/11 saha içi isabetiyle oynayan Alba maçı 17 sayı ile tamamladı. Özellikle maçın son periyotunda ki İspanya'nın hem savunmada hemde hücumda ki müthiş oyunun baş rolünde Alba Torrens ve Sancho Lyttle vardı.


video


İlk tur bu maçlarla sona erdi. Grupları ilk 3'te tamamlayan A Milli Kadın Basketbol Takımımız ve İspanya ikinci tura yükseldiler. E grubuna galibiyet taşıyamayan kadın basketbol takımımız çeyrek finale çıkabilmesi için 6 takım arasında ilk 4 sırada olması gerekiyor. Bunun içinde oynayacakları 3 maçtan en az ikisini kazanmak zorundalar. F grubuna 1 galibiyet taşıyan İspanya ise kalan son 3 maçtan en avantajlı şekilde çeyrek finale kalmak isteyecektir.


İkinci Tur İlk Maçları;
22 Haziran Çarşamba 21:30 Fransa-İspanya 
23 Haziran Perşembe 21:30 Türkiye-Çek Cumhuriyeti

20 Haziran 2011 Pazartesi

Avrupa Şampiyonası 2. Gün Oyuncularımızın Performansı

A Milli Kadın Basketbol Takımımız, Avrupa Şampiyonası 2. gününde ilk gün Rusya'ya karşı maçı son anlarda kaybeden Slovakya ile karşılaştı. Üçüncü çeyrekte ki müthiş oyunumuzla Slovakya'yı 16 sayı farkla 76-60 yenerek ilk galibiyetimizi almış olduk. Maçın kısa bir özetini buradan izleyebilirsiniz.


A Milli Kadın Basketbol Takımımız'da ilk günde olduğu gibi bu maçta da 4 Galatasaraylı oyuncu forma giydi. Litvanya'ya karşı ayakta kalan bir kaç isimden biri olan Şaziye İvegin, bu maçta 7 sayıyla vasat bir oyun ortaya koydu. 32 dakika sahada kalan Şaziye maçı 3/8 şut yüzdesi ile tamamladı. İki sayılık atışlarda 2/2 isabet sağlayan Şaziye üç sayı çizgisinin gerisinden 1/6 ile pek etkili olamayarak maçı 7 sayıyla tamamladı. Karşılaşmanın kazanılmasında büyük payı olan Işıl Alben 28 dakika süre aldı. Karşılaşmayı 4/10 saha içi isabet yüzdesiyle tamamlayan Işıl; 9 sayı, 4 ribaund, 2 asist  ve 4 top çalma ile maçın kazanılmasında çok büyük pay sahibi idi. Slovakya karşısında forma giyen bir diğer oyuncumuz Bahar Çağlar ise, 26 dakika süre aldığı karşılaşmayı 3/6 saha içi isabet yüzdesiyle 9 sayıyla tamamladı. 2 sayılık atışlarda 3/5 gibi iyi bir yüzdeyle hücum eden Bahar Çağlar bu maçta da pek fazla şut kullanmadı. Kesinlikle daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Ayrıca not olarak ekleyelim Bahar, 9 sayısının yanında 1'i hücum olmak üzere 4 ribauntta çekmiş.  Bu maçta çok fazla kullanılmayan Tuğba Palazoğlu ise, 3 dakika süre aldığı maçta şut denemesi yapmadı.


Işıl Alben'in Maç Sonu Yorumu: Biz bugün gerçekten çok iyi bir savunmayla başladık ve defansta iyi oynadığınız zaman hücumda da iyi oynuyorsunuz. Ama şimdi bu maçı unutacağız çünkü Rusya'ya karşı yarın önemli bir maçımız var. ona odaklanmak zorundayız.


Yeni transferimiz Alba Torrens'i kadrosunda bulunduran İspanya turnuvanın ikinci gününde Karadağ karşısında sürpriz bir yenilgi aldı. Turnuvanın favorilerinden olan İspanya'nın Karadağ'a 66-57 yenildiği maçta İspanya adına ayakta kalan tek isim olan Alba Torrens, 37 dakika süre aldığı maçı 25 sayıyla tamamladı. Maçın kısa bir özetini buradan izleyebilirsiniz.


Alba Torrens 9/20 ( 8/16 iki sayı 1/4 üç sayı ve 6/6 serbest atış ) saha içi şut isabet performansı ile oynadığı karşılaşmada İspanya adına sorumluluk alan tek isimdi ama sadece onun katkısı İspanya için yeterli olmadı. 25 sayının yanında ikisi hücum ribaundu olmak üzere 5 ribaund, 2 asist ve 2 top çalmalık istatistiklerini de ekleyelim. Alba Torrens için turnuva güzel geçiyor olsa da İspanya için aynısını söyleyemeyeceğim. Umarım çabuk toparlanırlar ve şampiyon olurlar. Alba Torrens'imiz de Mvp ödülünün sahibi olur. 

19 Haziran 2011 Pazar

Oyuncularımızın Wnba'deki Performansları

Wnba'de Chicago Sky forması giyen Sylvia Fowles takımının New York Liberty'i 85-73 yendiği maçta attığı 27 sayıyla takımının ve maçın en skorer oyuncusu oldu. Big Syl, 36 dakika 23 saniye oyunda kaldığı maçta 10/16 gibi muhteşem bir saha içi şut performansı yakalamış. Ayrıca 27 sayının yanında aldığı 11 ribaund ile de bu sezon ki dördüncü maçında 2. double double yapmış. Bir diğer dikkat çeken nokta ise, serbest atış çizgisinden 7/8 gibi kendisinden beklenenden daha iyi bir yüzdeyle serbest atış kullanmış olması...

Big Syl'ın 4 Maçlık Performans Raporu:
Ortalama 34 dakika sahada kalıyor.
İki sayılık atışlarda ortalama %63 ile hücum ediyor.
Serbest atış çizgisinden ortalama %70 isabet sağlıyor.
Ortalama ribaund sayısı 8.5
Ortalama maç başına 20.8 sayı ile oynuyor.
Wnba'de Phoenix Mercury forması giyen yeni transferimiz Diana Taurasi, takımının San Antonio Silver Stars'a 101-99 yenildiği maçta maçı 20 sayı ile takımının en skorer ismi oldu. 33 dakika sahada kalan Diana Taurasi maçı 6/14 şut performansı ile tamamlamış. Diana Taurasi iki sayılık atışlarda 4/11 üç sayılık atışlarda 2/3 ve serbest atış çizgisinden 6/8 ile 20 sayı üretmiş. Ek olarak belirtelim geçen sezonun finalisti Phoenix Mercury bu sezon oynadığı ilk 3 maçı da kaybetti.

Diana Taurasi'nin 3 Maçlık Performans Raporu;
Ortalama 32 dakika süre alıyor.
İki sayılık atışlarda % 44 ile hücum ediyor.
Üç sayılık atışlarda % 50 ile hücum ediyor.
Serbest atış çizgisinden ortalama %87 isabet sağlıyor.
Maç başına ortalama 3 ribaunt çekiyor.
Maç başına ortalama 2.1 asist yapıyor.  
Maç başına ortalama 20 sayıyla oynuyor. 
Wnba'de Connecticut Sun forması giyen yeni transferimiz Tina Charles, takımının Washington Mystcks'i 79-71 yendiği maçta maçı 26 sayıyla tamamladı ve maçın en skorer ismi oldu. Ayrıca 11/17 şut yüzdesi ile attığı 26 sayının yanında aldığı 10 ribaund ile bu sezon ki ilk double double'unu yaptı. 

Tina Charles'ın 4 Maçlık Performans Raporu;
Ortalama 30 dakika sahada kalıyor.
İki sayılık atışlarda %55 ile hücum ediyor.
Serbest atış çizgisinden %84 isabet sağlıyor.
Maç başına ortalama 7 ribaund alıyor.
Maç başına ortalama 17.8 sayı atıyor.

Diana Taurasi hariç diğer iki oyuncumuz kariyerinden daha iyi bir sezon başlangıcı yaptılar. Özellikle Big Syl her alanda istatistiklerini geliştirmiş durumda...  

18 Haziran 2011 Cumartesi

Avrupa Şampiyonasında İlk Gün Oyuncularımızın Performansı

Polonya'da düzenlenen Avrupa Şampiyonası 2011 ilk gününde A Milli Kadın Basketbol Takımımız, Litvanya ile karşılaştı. Maçın ilk yarısında 17 sayı geriye düşmemize rağmen maçın son periyotunda ki etkili performansımızla farkı 4 sayıya indirdik ama yenilgiye engel olamadık.(Skor 64-58) A Milli Kadın Basketbol Takımımızda; takımımızda forma giyen Tuğba Palazoğlu, Şaziye İvegin, Bahar Çağlar ve Işıl Alben forma giydiler. Maçın bir kaç dakikalık özetini buradan izleyebilirsiniz.
Yeni transferimiz Şaziye İvegin karşılaşmada 30 dakika süre aldı. Karşılaşmayı 5/8 saha içi şut yüzdesiyle tamamlayan Şaziye 15 sayıyla takımımızın en iyi oynayan oyuncularından biriydi. Şaziye'nin şut yüzdesi 2/2 iki sayı 3/6 üç sayı ve 2/3 serbest atış yüzdesi idi. Ayrıca Şaziye istatistiklerine 5 ribaund 4 asist ve 3 top çalma da ekleyerek takımımızın ayakta kalan bir kaç isminden biri oldu. 


Takımımızın Kaptan'ı Işıl Alben ise, 21 dakika süre aldı. Işıl, karşılaşmayı 2/11 gibi kötü bir yüzdeyle tamamlasa da özellikle son periyotta ki geri dönüşümüzde Işıl'ın çok büyük payı vardı. Işıl 6 sayı, 3 ribaund ve 4 top çalma ile maçı tamamlarken hiç asist yapmaması büyük eksiklik idi. 


Takımımızın bir diğer oyuncusu Bahar Çağlar ise, çok fazla şut denemesi yapmadan 21 dakika süre aldı. Bahar 1/3 şut yüzdesi ile karşılaşmayı 2 sayıyla tamamladı. Bahar'ın 2 sayısının yanında 3'ü hücum ribaundu olmak üzere toplam 5 ribaund çekti. Bahar'ın daha fazla kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Umarım yarın ki Slovakya maçında çok daha fazla şut denemesi yapar. 


Geçen sezon takımımızda yer alan Tuğba Palazoğlu ise, kötü bir gününde idi. Özellikle yaptığı top kayıpları ile kötü bir performans sergiledi. Tuğba karşılaşmada 23 dakika süre alırken, 1/3 şut performansıyla karşılaşmayı 4 sayıyla tamamladı.


Milli takımımız, üç periyot pek iyi oynamasalarda son periyotta ki geri dönüş umut vermesine rağmen hala takımımızdan pek bir beklentim yok. Bugün grubumuzda ki diğer maçta Rusya çok iyi oynamamısına rağmen Slovakya'ya 68-66 geçmesini bildi. Kalan son 2 maçımız çok zor olacak. Umarım hedefimizi gerçekleştirip Olimpiyat vizesini alırız.

Yeni transferimiz Alba Torrens ise; İspanya'nın Almanya'yı 79-69 yendiği maçta, maçın en skorer ismi oldu. Alba Torrens karşılaşmada 29 dakika süre aldı. Karşılaşmayı 5/12 şut yüzdesi ile tamamlayan Alba'nın ayrıntılı şut yüzdesi şöyle; 5/8 iki sayı yüzdesi, 0/4 üç sayı yüzdesi ve 8/9 serbest atış yüzdesiyle maçı 18 sayıyla tamamladı. Ayrıca istatistiklerine 4 asistte ekledi. Alba Torrens kendi şartlarında normal bir maç çıkarmasına rağmen takımı pek iyi değildi. Bence turnuvanın favorisi İspanya ama her zaman bugün ki gibi oynamayacaklardır. Maçın kısa özetini buradan izleyebilirsiniz.
Alba Torrens'in maç sonu açıklaması; Almanya bizi zorladı ama turnuvaya iyi başlamamızı sağlayacak galibiyeti aldık. Güçlü savunma yaparak ve fırsat bulduğumuzda fast break denedik. Gerekeni(önemli olanı) yaptığımızı düşünüyorum. Turnuvanın daha başındayız ve iyi bir takım olduğumuzu, daha da iyi oynayabileceğimizi biliyoruz.

Gelecek Sezon Abdi İpekçi Arena'da Olmayabiliriz

Bilindiği gibi son 2 sezondur kadın ve erkek basketbol takımlarımız maçlarını Abdi İpekçi Spor Salonunda oynuyor. 2 sezondur tribünlerde yakalanmış olan sinerjide Abdi İpekçi'nin payı oldukça yüksek... O yüzden Abdi İpekçi Spor Salonunda bence gelecek sezonda devam etmeliyiz ama Türkiye Basketbol Federasyonu ile kulübümüz arasında bazı problemler varmış. Türkiye Basketbol Federasyon'unun istediği şartlar ile bizim şartlarımız arasında ki problemler giderilemezse seneye Abdi İpekçi Arena'da olmayabiliriz. Gelecek sezon Federasyon ile Kulübümüz anlaşamazsa yani Abdi İpekçi Arena'da olmazsak geriye sadece tek opsiyon kalıyor o da Galatasaray taraftarının bir çoğunun pek sevmediği Sinan Erdem Spor Salonu...  Bende şahsen pek sevmiyorum o salonu... Abdi İpekçi Arena'da ki o sıcaklık bence o salonda yok. Abdi İpekçi Arena için ''bizim evimiz'' tabirini ancak bu sezon kullanmaya başlayabilmiştik. 3-4 Sezonda bir salon değişikliği taraftarımızında maça gelme isteğini köreltebilir. Birde tabii atmosfer meselesi var. Rakip takımlar tarafından bile kabul edilen Abdi İpekçi'nin muhteşem atmosferini Sinan Erdem Spor Salonunda yakalama oranımız çok az... Sinan Erdem'in birde mavi koltukları neyse o konuya hiç girmeyelim.


Umarım kulübümüz ile Federasyon arasında ki problemler giderilir ve ''evimizde'' oynamaya devam ederiz. Ha birde not olarak sona ekleyeyim. Engelsiz Aslanlarımız da umarım Abdi İpekçi'de oynarlar ve bütün takımlarımız sadece 1 salonda oynarlar.

17 Haziran 2011 Cuma

Hangi Şampiyonluk Sizin Yüreğinizden Daha Büyük? -88-91-

Beko Basketbol Ligi final serisi 6. maçında Fenerbahçe Ülker Galatasaray Cafe Crown'u 88-91 yenerek seriyi 4-2'ye getirdi ve şampiyonluğunu ilan etti.
Takımımız mücadeleye Jerry - Evren - Shipp - Shumpert - Ermal ilk 5'i ile başladı. Maçta 2 takımda sürekli pota altını kullanarak başladı. Ermal ve Oğuz bu dakikalarda 2 takımın da etkili oyuncuları olurken, mücadelenin ilk 4 dakikalık dilimi 9-8 FB Ülker üstünlüğü ile geçildi. Takımımızda maça iyi başlayan Ermal 4.37 dakikada 2 faul alarak erken faul problemine girdi ve kenara geldi. Televizyon molasına FB Ülker'in 11-10 üstünlüğü ile girildi. İlk çeyreğin bitimine 4.47 dakika kaldığı anda takımımız adına top kayıpları biraz can sıktı. Bu dakikaya kadar takımımız 3 top kaybı yaparken, rakibin top kaybı yok. Mola dönüşü savunma dozajını arttırdığımız anlarda hücumda ise Jerry'nin 3'lüğünü Shumpert'ın 2 3'lüğü daha takip etti. Yaklaşol 2 dakikalık dilimde takımımız 3 3'lük ile 9 sayı bulurken FB Ülker 2 sayı bulabildi. Çeyreğin bitimine 2.52 dakika varken mücadele 19-13 üstünlüğümüz ile geçildi ve FB Ülker molası geldi. Mola dönüşünde FB Ülker özellikle Oğuz ve May ile sürekli pota altını kullanmaya çalıştı ve bunda da başarılı oldu. Bunların neticesinde geri kalan süre içinde 6 sayılık üstünlüğümüzü koruyamadık ve ilk çeyreği 23-21 2 sayılık üstünlüğümüz ile geçtik.
2. Çeyrekte takımımız adına oyuna ilk defa Tutku ve Andriç girdi. İlk çeyreği 4 top kaybı ile tamamlayan takımımız 2. çeyreğe de top kaybı ile başladı. Kötü başladığımız 2. çeyrekte ilk 2 buçuk dakikalık dilimde 11-2'lik FB Ülker serisi geldi. 11 sayının 9'u 3'lüklerden geldi ve Oktay Mahmuti molayı aldı 25-32. Mola dönüşü takımımız alan savunmasına döndü. Haluk bu dakikalarda hücumda etkili oyuncumuz olurken devrenin bitimine son 5.32 dakikada 5 sayı ile gerideydik 31-36. Savunmada üst üste 2 hücum ribaundu verdiğimiz oyunda Jasikevicius'un 3'lüğü ile maçtaki alehimize en büyük fark oluştu ve devrenin son 4.45 dakikasında mola aldık 31-39. Mola dönüşünde Ermal 3. faulunu aldı. Hücumda ise Ermal ve Jerry'nin sayılarıyla farkı 4'e indirip skoru 35-39'a getirdik ve devreye 3.31 dakika kala FB Ülker molası geldi. Mola dönüşünde hücumda ve savunmada etkili olduk. Tutku, Haluk ve Jerry'nin sayıları ile 10-4'lük seri yakalayarak son 1 dakika 42 saniyeye 45-43 önde girdik. Kalan sürede maçta karşılıklı basketler vardı devreye son 5 saniye kala 47-47 eşitlik vardı. Jerry'e yapılan faul sonucunda 49-47 öne geçtik ve takımımızda Tutku ve Oktay Mahmuti, FB Ülker'de ise Ömer teknik faul aldılar. Teknik faulden doğan serbest atışlardan sayı bulan Fenerbahçe devre sonunda eşitliği yakaladı ve maçın ilk yarısı 49-49 eşitlikle sona erdi.

İlk yarı sonunda takımımız adına oluşan istatistik tablosu;

Mücadelenin 2. yarısına da maça başladığımız 5 ile başladık. Evren'in basketi ile başladığımız 2. yarıda Fener benchine gelen teknik faulden doğan serbest atışlardan sonra 53-49 öne geçtik. 2. yarıdaki 4-0'lık serimize rakibimiz 6-0'lık seri ile cevap verdi 53-55. 3.çeyreğin bitimine 7 dakika 37 saniye kala 3 takım faulumüze ulaştık. Bu dakikadan sonra savunmaların oldukça gevşediği bölümde 2 takımda karşılıklı basketler buldular. 3. çeyreğin bitimine 5.24 dakika kala 60-59 öndeydik. Televizyon molasına 60-59 üstünlüğümüz ile gidildi, mücadelede 3. çeyreğin bitimine 4.49 dakika vardı. Mola dönüşünde Shumpert ve Ömer'in karşılıklı 3'lük düellosu vardı. Shumpert 2 3'lük atarken, Ömer 1 3'lük ile cevap verdi ve çeyreğin sonuna 3.35 dakika kala 66-62 üstünlüğümüz vardı. Üst üste bulduğumuz 3'lüklerden sonra oyuna giren Oğuz takımı adına bulduğu 5 sayı ile çeyreğin bitimine 2 dakika 5 saniye kala takımını 66-67 öne geçirdi. Kalan 2 dakikalık dilimde 2 takım da sayı atmakta oldukça zorlandı. Kalan süre içinde 2 sayı bulan rakibimiz çeyreği 66-69 önde kapattı. 3. çeyrekte son 3.35 dakikada ise takımımız sayı bulamadı.

Mücadelede son çeyreğe Tutku - Shipp - Haluk - Shumpert - Andric 5'i ile başladık. Son çeyrekte takımımız adına ilk sayılarımızı atan Luksa Andric kendisi adına da ilk sayılarını bu çeyrekte buldu. Maçın bitimine 8.28 dakika kala 70-71 ile farkı 1'e indirdik. Rakibimizde ise takımlarının en skorerleri Oğuz ve Ömer 4 faul ile kenara geldiler. 2 takımında hücumda zorlandığı anlarda maçın bitimine 7.20 dakika kala Andric'in sayısı ile 72-71 öne geçtik. Skorun 2 takım adına da sürekli el değiştirdiği bu dönemde savunmada 3 kere üst üste ribaundu alamadık ve Preldzic'in sayısı ile rakibimiz 74-75 öne geçti. Maçın bitimine 5.37 dakika kala mola aldık. Mola dönüşünde rakibimizden 4-0'lık serisi geldi ve 74-79 5 sayı farkla geriye düşüp mola aldık. Dönüşünde ise bu sefer takımımızdan 4-0'lık seri geldi maçın bitimine 3.13 dakika kala Fenerbahçe Ülker molası geldi. Mola dönüşünde Evren'in serbest atışlardan bulduğu sayıya Ömer'in 3'lüğü ile cevap verdi FB Ülker 80-82. Mücadelenin son 1 dakika 48 saniyesine 80-82 geride girdik ve Oktay Mahmuti molası geldi. Mola dönüşü Haluk ile hücumdan boş döndük. FB Ülker hücumunda kaçan şutta ribaundu alamadık ve Ömer'in basketiyle son 48 saniyede 80-84 geriye düştük ve mola aldık. Mola dönüşünde kalan 48 saniyede serbest atışlar sonucu gelen sayılar sonucu değiştirmedi ve FB Ülker maçtan 88-91 galip ayrıldı.

Maç sonu istatistik tablosu;
Maçın belki de kırılma noktası 3. çeyreğin son 3.35 dakikasından sonra sayı bulamamamız oldu. 3. çeyrekte son 3.35 dakikada 66-62 öndeydik ve kalan sürede sayı bulamadık ve rakipten bu süre içinde gelen 7-0'lık seri belki de maçı elimizden alan an oldu.

Maç sonunda saha içine atılan maddelerin Ömer Onan'a isabet etmemesi için Ömer'in önüne kendisini siper eden Tutku açık... Muhteşem bir davranış Tutku'dan... Tam tersi bir durumda bu davranışı Ömer Onan yapar mıydı? Belki.... Herşey bir yana bizlere müthiş bir sezon yaşatan başta Koçumuz Oktay Mahmuti ve Aslan Yürekli oyuncularımıza teşekkür ediyoruz. Son topa kadar mücadeleyi, savaşmayı bırakmadık.
Maçta taraftarımızın açtığı pankartta yazdığı gibi; "Söylesene hocam, Hangi şampiyonluk sizin yüreğinizden daha büyük?"
Galatasaray daha yeni başlıyor!

Wnba All Star'da Oyuncularımız Destek Bekliyor

2011 Wnba All Star organizasyonu internet oylamaları, bir kaç gün önce Wnba'in resmi sitesi olan www.wnba.com üzerinden başladı. Oylamaya buradan ulaşabilirsiniz.


Oylamada bir çok yeni ve eski oyuncumuz yer alıyor. Aktif olarak kadromuzda yer alan oyunculardan Batı'da Phoenix Mercury forması ile mücadele eden yeni transferimiz Diana Taurasi, Doğu'da Chicago Sky formasıyla mücadele eden Sylvia Fowles ve yine Doğu'da Connecticut Sun forması giyen Tina Charles yer alıyor. Geçtiğimiz sezonlarda formamızı giyen ama gelecek sezon takımda yer almayacak Seimone Augustus, Tamika Catchings, Sophia Young, Katie Douglas, Taj Mc Williams Franklin ve gelecek sezon için adı takımımızla anılan Epiphanny Prince gibi tanıdık isimlerde oylamada yer alıyor. 


P.S: 24 saatte 1 oy kullanabiliyorsunuz.

16 Haziran 2011 Perşembe

Hafta Sonu Spor Ekranı (17-18-19-20 Haziran)

Futbol
18 Haziran Cumartesi
17:45 Volga-Zenith St. Petersburgh / Spormax
20:00 Lokomotiv Moskova-Spartak Moskova / Spormax
19 Haziran Pazar
00:00 Concacaf Gold Cup Çeyrek Final /  Eurosport 2
22:00 Concacaf Gold Cup Çeyrek Final / Eurosport 2 
20 Haziran Pazartesi
00:00 Özbekistan-Yeni Zellanda / Eurosport 2 (u17)
02:00 Concacaf Gold Cup Çeyrek Final /  Eurosport 2
13:00 Singapur-Flamengo / Eurosport 2
15:45 Juventus-Newcastle United / Eurosport 2
23:00 Brezilya-Danimarka / Eurosport 2 (u17)
Basketbol
17 Haziran Cuma
20:00 Galatasaray Cafe Crown-Fenerbahçe Ülker / Spormax
18 Haziran Cumartesi
13:30 (Kadınlar) Türkiye-Litvanya / Ntv Spor
19:00 (Kadınlar) Rusya-Slovakya / Ntv Spor
19 Haziran Pazar
13:30 (Kadınlar) Türkiye-Slovakya / Ntv Spor
19:00 (Kadınlar) Litvanya-Rusya / Ntv Spor
20 Haziran Pazartesi
03:30 (Kadınlar) Los Angeles Sparks-Seattle Storm / Ntv Spor
19:00 (Kadınlar) Türkiye-Rusya / Ntv Spor
21:30 (Kadınlar) Çek Cumhuriyeti-Belarus / Ntv Spor
Futsal
17 Haziran Cuma
21:30 Caja Segovia-Barcelona / Eurosport 2

15 Haziran 2011 Çarşamba

Avrupa Ligi Müjdesi (Sabah Gazetesi)

Bilindiği gibi erkek basketbol takımımız, Türkiye Basketbol Ligi'nde final oynayarak Euroleague elemelerinde yer alma şansı yakaladı. Euroleague elemeleri oynamaya hak kazanan takımımız, habere göre Euroleague'in isim sponsoru olan Türkiye Hava Yolları'nın desteğiyle Euroleague elemelerini İstanbul'da oynama olasılığı belirdi. Öncelikle haber metni burada... Eğer haber doğruysa, bizim adımıza çok güzel bir gelişme olacaktır. İstanbul'da taraftarımızın desteğiyle, Galatasaray basketbol taraftarlarının rüyası olan Euroleague ( Avrupa Ligi) hayaline ulaşma olasılığımız oldukça artacaktır. Umarım haber doğrudur diyelim ve ayrıntılara geçelim. Euroleague statüsü bu sezon değişikliğe uğradı. Euroleague'in değişen statüsü şöyle... Elemeye katılacak olan 16 takım 2 şehre ayrılacak ve her 2 şehirde ki 8 takım tek maçlı eleminasyon sistemine göre Euroleague gruplarına katılma hakkı kazanacak. Gruplara katılabilmek için ilk gün çeyrek final, ikinci gün yarı final ve bir gün aradan sonra Euroleague'e katılacak 2 takımdan birini belirleyecek olan final maçı oynanacak. Her iki şehirde de bu sistem geçerli olacak ve finalde kazanan 2 takım Euroleague gruplarına katılmaya hak kazanacak. Bu 2 şehirden birinin İstanbul olma olasılığı haberde yazıldığı gibi çok yüksek olasılık... Diğer güçlü adaylar ise;  Lietuvos Rytas'ın şehri Vilnius (Litvanya), Asvel için Lyon (Fransa) ve BK Ventspils'in şehri Ventspils (Letonya)... Bizim dışımızda en iddialı şehir eski dost Simas Jasaitis'in takımı Lietuvos Rytas takımının bulunduğu şehir olan Vilnius...


Benim tek korkum, bu sezon Final Four'un İstanbul'da oluşu ve hem Euroleague elemeleri hemde F4'ü aynı şehre vermeyecek olmalarını düşünmem... Umarım bu düşünce gerçekleşmez  İstanbul Euroleague elemelerine ev sahipliği yapar ve son zamanlarda müthiş destek veren taraftarımızın da vereceği enerji ile kupaya kazanmaya hak kazanırız.


Bizim dışımızda elemelerde yer alacak 15 takımdan bir kaçı şöyle...
- İspanya ACB ligi finalisti Bizkaia Basket Bilbao,
- İtalya ligi finalisti Bennet Cantu
- Almanya ligi finalisti Bamberg yada Alba Berlin, ( Final serisi 5. maça uzadı. Kaybeden eleme oynayacak)
- Litvanya ligi finalisti Lietuvos Rytas,
- Rus ligi üçüncüsü Khimki,
- Fransa ligi finalisti Cholet Basket,
- Fransa ligi takımlarından Gravelines,
- Fransa ligi takımlarından Asvel...


P.S: Tabii haberin doğruluğu varsa...

3 Haziran 2011 Cuma

Oyuncularımızın Milli Takım Performansı

A Milli Kadın Basketbol Takımımız, İspanya'da düzenlenen Kadınlar Eurobasket turnuvasına hazırlanan Belarus, Hırvatistan ve ev sahibi İspanya gibi güçlü ekiplerle Linares Turnuvasında karşı karşıya geliyor.


Turnuvanın ilk gününde A Milli Kadın Basketbol Takımımız, Belarus ile karşılaştı. Karşılaşmadan 74-59 mağlup ayrılan takımımız Linares Turnuvasına mağlubiyetle başladı. Karşılaşmada 4 Galatasaraylı oyuncu forma giydi.


-Işıl Alben, karşılaşmada yaklaşık 17 dakika oynadı. Karşılaşmayı sayı atamadan tamamlayan Işıl, 1 ribaund 2 asist ve 1 top çalma istatistikleriyle takımına katkıda bulundu. Takımın genel olarak yorgun olduğu karşılaşmada Işıl 0/3 iki sayılık ve 0/1 üç sayılık şut performansıyla oynadı.
-Tuğba Palazoğlu, karşılaşmada yaklaşık 21 dakika oynadı. İki sayılık atışlarda 2/4 ve üç sayılık atışlarda 1/2 isabetiyle oynayan Tuğba Karşılaşmayı 7 sayıyla tamamladı.
-Bahar Çağlar, karşılaşmada yaklaşık 25 dakika oynadı. Bahar 1/4 iki sayı, 0/1 üç sayı ve 1/2 serbest atış yüzdesiyle kötü bir günündeydi. 
-Şaziye İvegin, yaklaşık 19 dakika forma giydi. İki sayılık atışlarda 1/2 ve üç sayılık atışlarda 0/3 isabet performansıyla oynayan Şaziye maçı 2 sayı ile tamamladı.


Takımımız maç boyu 17 top kaybı yapmış. Bunda yol yorgunluğunun payı çok fazla olabilir. Zaten Işıl'da maç sonrası Twitter'dan yol yorgunluğunun bu mağlubiyette çok fazla payı olduğunu belirtmişti. A Milli Kadın basketbol Takımımız, turnuvanın ikinci gününde yani bugün Türkiye Saati ile 20:00'da ev sahibi İspanya ile karşılaşacak. Bir nevi yeni transferimiz Alba Torrens ile Türk Milli takımında forma giyen aslanlarımız karşılaşacaklar.


Linares Turnuvasının ev Sahibi İspanya ise, A Milli Kadın Basketbol Takımımızın Belarus ile karşılaştığı maçın ardından Hırvatistan ile karşılaştı. Karşılaşmayı 80-63 kazanan İspanya turnuvaya galibiyetle başladı. İspanya'da yeni transferimiz Alba Torrens, parkede yaklaşık 23 dakika süre aldı. Alba Torrens iki sayılık atışlarda 4/7, üç sayılık atışlarda 1/1 ve serbest atış çizgisinden 2/2 şut isabet oranı ile başarılı bir performans ortaya koydu. Maçı 13 sayı ile tamamlayan Alba, ayrıca takımına 4 ribaund ve 6 asistlik katkı yaptı.


Milli Takımımız ile ilgili bölümde de yazmıştım tekrarlayayım. Bu akşam Türkiye Saati ile 20:00'da İspanya ile A Milli Kadın Basketbol Takımımız karşılaşacak.

21 Yıl Sonra Gelen Final Rakip Fenerbahçe Ülker

21 yil sonra finale adımızı yazdırdık. Tıpkı 21 yil sonra ilk defa yarı finallerde galibiyet aldığımız gibi... Şimdi sıra son virajda...


Seri cumartesi günü başlıyor. Saha avantajı rakibimizde olacak ve maçlar  2 deplasman, 2 ev sahibi, gerekirse 1 deplasman, gerekirse 1 ev sahibi ve gerekirse 1 deplasman daha formatı ile oynanacak. Dolayısıyla şampiyonluk için deplasmandan en az bir maç çalmamız gerekiyor. Başarabilir miyiz? İrdeleyelim.


Fenerbahçe Ülker'in kullanabildigi rotasyon şu şekilde:
PG: Roko Ukic - Saras Jasikevicius
SG: Ömer Onan
SF: Marko Tomas - Emir Preldzic
PF: Darius Lavrinovic - Sean May
C: Oğuz Savaş  - Kaya Peker


Engin, Mirsad ve Vidmar sezonu kapatali çok oluyor. Kinsey'de bu seride oynayamayacak. En son Antalya ile oynanan ilk macta yer alabilmişti.Kısacası rakibimizin 9 kisilik bir rotasyonu var. En önemli avantajları Ukic-Saras-Ömer üclüsünün bulundugu guard rotasyonu... Maçlara Ukic-Ömer ikilisiyle başlıyorlar. Daha sonra Ukic-Saras, Saras-Ömer ikililerini goruyoruz. Her kombinasyon tehlikeli. 


Zayif noktaları neler? Roko Ukic zaman zaman dengesini kaybeden, hücum ritmini tutturamadığı zaman takımına zarar veren bir isim... Saras'ın yaşı epey ilerledi. Basketbol zekası üst düzeyde olmasına rağmen sert savunmalara karşı o da dengesini kaybediyor.


Ömer'i mutlak suretle biz hücumdayken yormamız lazım. Kendisi muhtemelen PG'imizi savunacaktır. Bir ihtimal Jerry Johson sahadayken Shipp veya Evren (Hangisi sahadaysa) ile eşleşmesi muhtemel. Eger savunmada yorulursa,  hucuma pek bir şeyi kalmaz gibi. Yine de guard rotasyonunun en formda ismi durumunda... Dikkat etmek gerekir.


Guard rotasyonları bize göre daha dar ama yetenek açısından daha üstün diyebiliriz. Dolayısıyla bu pozisyonlarda işimiz daha çok savunma kısmında başarılı olmak. Açıkçası bu konuda gönlüm rahat. Çok ekstra şutlar bulamadıkları müddetçe diğer takımlara karşı aldıkları skor katkılarını alamayabilirler.


SF pozisyonu bizim için tehlikeli Marko Tomas ve Emir Preldzic ikilisi başımızı ağrıtabilir. Kendilerine bu pozisyondan minimum katkı verdirmemiz gerekiyor. Normal sezonda oynadığımız iki karşılaşmada da Emir'i durdurmayı başarmıştık. Ancak ikinci karşılaşmada Marko Tomas başımızı çok ağrıttı. Caner ve Shipp ikilisinin savunmada ekstra gayretli olmasi gerekiyor.


Gelelim PF ve C pozisyonlarına. Oğuz'u kategori dışı tutmak gerekir. Eşleşebilecek oyuncumuz yok gibi duruyor. Bir ihtimal Ermal kendisinin arkasında durabilir. Ancak faul problemi bu noktada baş ağrıtması muhtemel sıkıntımız olarak dikkat çekiyor. Rancik sakatlığının çok önemli olmadığını, final serisinde bir ihtimal oynayabileceğini söylemiş ama biz yine de o yokmuş gibi planlamalıyız. Oğuz iki macta da bize karşı 14 sayı üretti. Şut var, post-up var, saha görüşü fena değil... Komple bir uzun olma yolunda çok önemli adımlar atıyor ve bence 1-2 seneye kadar Avrupa'nın sayılı uzunlarından bir tanesi olacak. Diğer yandan Kaya-Lavrinovic ve May üclüsünden pek korktuğumu söyleyemem. Elbette 1-2 maç ekstra katkı sağlayabilecek oyuncular ama hücumları ile bize pek dert olmazlar. Hatta koçlari bazen bu 3 oyuncuyu da yanında oturtup, Emir'i 4 numaraya çekip takımını kısa bir beş ile sahada tutuyor.


Özellikle Saras-Emir-Oğuz üclüsü sahadayken hücum performansları bir anda değişiyor. Dolayısıyla Emir 4 numara oynarken, mümkün mertebe bizim de Preston Shumpert ile sahada kalmamız ve kısa beşle oynamamız önemli bir nokta... Zira karşısına Ermal'i veya Andric'i almış bir Emir'i düşünmek istemiyorum. Zaman zaman Haluk'u 4 numara oynatmak bile akıllıca olabilir.


Fenerbahce bizden 3 kat daha fazla bütçeye sahip, basketbol yeteneği anlamında bizden daha üstün fakat bunların hepsi kağıt üzerinde kalıyor. Takım oyunu olarak kendilerinden çok daha iyi olduğumuzu söyleyebilirim. Bu sezon 70 sayının altında bir kere kaldılar. Onda da Galatasaray'imiz 56 sayıda tuttu ve 11 sayi farkla maglup etti. Bunun dışında uzatmaya giden ve kazandıkları Efes maçını bir kenara koyarsak normal sürelerde 70 sayının altına pek düşmüyorlar. Hatta bizim kazandığımız maç dışında oynadıkları 33 maçta sadece 5 kez 75 sayinin altına düşmüşler. Dolayısıyla burada kritik baraj 75 sayı. Bu sayının altında tutmayı başardığımız her maçı kazanacağımızı düsünüyorum.


Onlar play-off'ta bizim kadar sert savunma yapan bir ekiple karşılaşmadılar. Ancak biz onlara benzer bir skor potansiyeli olan Beşiktaş ile karşılaştık. Dolayısıyla takım ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Her şey savunmada bitiyor. Onların kadrosunda süre bulan aşağı yukarı bütün isimler buraları defalarca oynamış, tecrübeli oyuncular olabilirler. Ancak bizim de elimizde daha önce buralarda bulunmuş Tutku, Haluk, Ermal, Shumpert ve her ne kadar dengesiz olsa da Belçika'da böyle maçları oynamaya alışkın olan Jerry Johnson gibi isimlerimiz var. 


Seriye İstatistik Üzerinden Bir Göz Atalım;

Galatasaray
-Maç başına ortalama 79.7 sayıyla oynuyor. 
-Potasında ortalama 69.3 sayı görüyor.
-Maç başına ortalama 33.8 ribaund alıyor.
-Maç başına ortalama 17.9 asist yapıyor.
-Maç başına ortalama 8.2 top çalıyor.
-Maç başına ortalama 11.1 top kaybı yapıyor.
-Maç içerisinde kullandığı serbest atışlarda %75 isabet sağlıyor.
-İki sayılık atışlarda ortalama %54.6 isabet sağlıyor.
-Üç sayılık atışlarda ortalama %35.8 isabet sağlıyor.
-En skorer oyuncusu olan Preston Shumpert ortalama 11.4 sayı ortalamasıyla oynuyor.
-En fazla ribaund alan oyuncusu olan Joshua Shipp, maç başına ortalama 5.2 ribaund alıyor.
-En fazla asist yapan oyuncusu olan Tutku Açık, maç başına ortalama 4.5 asist ortalaması tutturmuş.
Fenerbahçe
-Maç başına ortalama 84.1 sayıyla oynuyor.
-Potasında ortalama 73.4 sayı görüyor.
-Maç başına ortalama 36.3 ribaund alıyor.
-Maç başına ortalama 17.6 asist yapıyor.
-Maç başına ortalama 7.4 top çalıyor.
-Maç başına ortalama 12.2 top kaybı yapıyor.
-Maç içerisinde kullandığı serbest atışlarda % 68 isabet sağlıyor.
-İki sayılık atışlarda ortalama % 55.3 isabet sağlıyor.
-Üç sayılık atışlarda ortalama %36.4 isabet sağlıyor.
-En skorer oyuncusu olan Ömer Onan, maç başına ortalama 14.5 sayıyla oynuyor.
-En fazla ribaund alan oyuncusu olan Kaya Peker, maç başına ortalama 5.5 ribaund alıyor.
-En fazla asist yapan oyuncusu olan Roko Ukic, maç başına ortalama 4.3 asist yapıyor.



Finalde ki rakibimiz Fenerbahçe Ülker ile bu sezon 3 kez karşılaştık. Abdi İpekçi Spor Salonu'nda muhteşem taraftarının desteğiyle Fenerbahçe Ülker'i 67-56 mağlup eden aslanlarımız, Sinan Erdem Spor Salonunda oynanan maçta son topta maçı 83-80 kaybetti. Fenerbahçe Ülker ile Türkiye Kupası yarı finalinde de karşılaştı. Takımımız, bir ara 20 sayı farkla geriye düşmesine rağmen farkı 4 sayıya kadar indirdi ama maçtan 77-70 mağlup ayrılmıştı.


Galatasaray 67-56 Fenerbahçe Ülker
Maçın en skorer isimleri;
Preston Shumpert 16 sayı ve Tutku Açık 12 Sayı
Ömer Onan 16 sayı ve Oğuz Savaş 14 sayı
Galatasaray 80-83 Fenerbahçe Ülker
Radoslav Rancik 20 sayı ve Luksa Andric 19 sayı
Marko Tomas 17 sayı ve Roko Ukic 17 sayı
Galatasaray 70-77 Fenerbahçe
Luksa Andric 30 sayı ve Ermal Kuqo 11 sayı
Darjus Lavrinovic 18 sayı ve Mirsad Türkcan 12 sayı


Final Serisinin Maç Takvimi
4 Haziran Cumartesi
19:00 Fenerbahçe Ülker-Galatasaray / Sinan Erdem Spor Salonu 
6 Haziran Pazartesi
20:00  Fenerbahçe Ülker-Galatasaray / Sinan Erdem Spor Salonu 
9 Haziran Perşembe
20:00 Galatasaray-Fenerbahçe Ülker / Abdi İpekçi Spor Salonu
11 Haziran Cumartesi
19:00 Galatasaray-Fenerbahçe Ülker / Abdi İpekçi Spor Salonu
14 Haziran Salı
20:00 Fenerbahçe Ülker-Galatasaray / Sinan Erdem Spor Salonu  (Gerekirse)
17 Haziran Cuma
20:00 Galatasaray-Fenerbahçe Ülker / Abdi İpekçi Spor Salonu (Gerekirse)
19 Haziran Pazar
20:00 Fenerbahçe Ülker-Galatasaray / Sinan Erdem Spor Salonu  (Gerekirse)



Banvit serisinde ki atmosferin sağlanacağı her maçın mutlak favorisi biziz. İs oradaki ilk iki maçtan bir galibiyet çıkarmaya bakar. Gerisi? 4-2 ve şampiyonluk...

Ha olmasa ne olur? Canları sağolsun. Bu sezonki ilk hedefimiz şampiyonluk veya final görmek değildi. Bu takim önümüzdeki yıllara damgasını vuracağını cümle aleme göstermiştir.  Yine de yetmiyor be... Buralara kadar gelmişken şampiyonluğu Fenerbahçe Ülker'e bırakmamak gerekiyor. Aslanlarımızda bu yürek var. Bu enerji var. Taraftarda bu inanç var. Yönetimde bu inanç var.