Oktay Mahmuti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oktay Mahmuti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Basketizm Oktay Mahmuti Röportajı


Basketizm.com yazarlarından Nazlı Tektaş, erkek basketbol takımımızın koçu Oktay Mahmuti ile bir röportaj gerçekleştirmiş. Bu güzel röportajın blogta yayınlanması için kendilerinden özel izin aldım. İşte o röportaj; 


-Öncelikle yeni sezonda başarılarınızın devamını diliyorum. 30 Eylül’de Litvanya’da Euroleague için ön eleme maçları oynayacaksınız ki rakipleriniz oldukça kuvvetli ve yıllarca Avrupa Kupaları’nda mücadele eden takımlar. İlk maçınız Paok’la. Şansınızı nasıl görüyorsunuz?
Oktay Mahmuti: İşin aslı gelen bütün takımlar tek amaç için geliyorlar o da Euroleague’e katılmak. Takımları birbirine çok denk buluyorum, hepimizin şansını da aynı görüyorum. Sadece Rytas’ı sahasında oynayacağı için bir parça daha avantajlı buluyorum. Ancak bu işler maç günü oyuncuların motivasyonuna, takımın genel atmosferine bağlıdır. Biz de elimizden geleni yapmaya gideceğiz.
- Litvanya demişken Avrupa Şampiyonası’ da Litvanya’da oynanacak. Milli takımımız için ne düşünüyorsunuz? Grubumuzda şansımız var mı? Ayrıca İzmir’de düzenlenen Spor Toto World Cup hazırlık turnuvasında kanımca dağınık bir görüntü çizdik ve istediğimiz sonuçları alamadık.Sizce ne olur?
Oktay Mahmuti: Hazırlık maçları sadece takımların kendilerini görmeleri için yapılır. Bu yüzden bu tip organizasyonlarda kaybetmek ya da kazanmak hiç önemli değildir. Önemli olan eksiklerimizi görüp düzeltmeye gitmektir. Ben daha iyi bir takım görüntüsü çizeceklerini düşünüyorum.
- Favoriniz var mı şampiyonada?
Oktay Mahmuti: Litvanya ev sahibi olmasından dolayı kesinlikle avantajlı ancak İspanya’yı bir adım daha önde görüyorum bu şampiyonada.
- Peki Galatasaray’ın bu yılki Türkiye Ligindeki hedefi nedir?
Oktay Mahmuti: Geçen senede çok konuşuldu bu olay, lig başlarken kimse şans tanımıyordu ancak yolumuzda emin adımlarla ilerledik ve final oynadık. Bu yüzden şu olur ya da kesin şampiyon olacağız gibi kesin konuşmak bana doğru gelmiyor. Tabi ki elimizden gelen en iyisini yapacağız, hedefimiz sonuna kadar gitmek.
- Geçen yıllarda Fenerbahçe-Efes Pilsen serisinde Kaya Peker Fenerbahçe ile kontrat imzalamıştı ve ciddi anlamda kötü bir performans sergilemişti. Çoğu insan bu kötü performansını Fenerbahçe ile imzaladığı sözleşmeye bağladı. Kadonuzu genelde korudunuz ancak Ermal Kuqo’yu Efes’e verdiniz. Final maçları serisinde imzaladı bu kontratı. Sizce böyle önemli bir seride bu tip transferlere imza atmak oyuncunun motivasyonunu bozar mı?
Oktay Mahmuti: Buna net cevap vermek çok zor. Oyuncunun karakteri ile ilgili bir konu. Ermal seri boyunca çok iyi performans sergiledi. Bu yüzden görünen bir şey olmadı.
- NBA’de lokavt nedeni ile bir çok oyuncu Avrupa’da ve diğer kıtalarda forma giymeye başladı. Beşiktaş geçen yıl Allen Iverson’u getirdi ancak tam bir fiyasko oldu kanımca. Bu yıl da Deren Wiiliams imzaladı ve şimdi de Kobe Braynt için ataktalar. Sizce bu tip transferler takıma yarar veriri mi yoksa zararı mı olur. 3 Ay boyunca maç kazanıp sonrasında takımı toplamaya çalışmak gibi geliyor bu transferler bana. Kaldı ki harcanan bütçeler inanılmaz.
Oktay Mahmuti: Buna yarar verir ya da zarar getirir diyemem çünkü takım içindeki dinamikleri iyi bilmek lazım. Amaç doğrultusunda hareket eder takımlar bu tip durumlarda. Bütçeniz varsa yaparsınız bu dediğim gibi takım için dinamiklere bağlı. Beşiktaş’ın içinde neler yaşanıyor bilemem.
- Milli takımda en çok olması gereken isimlerden biri de Tutku Açık’tı kanımca. Ancak otoriteler böyle takdir etmedi ve kadroda yok, sizce Orhun Ene bu kadar iyi isimlerin bir araya geldiği kadroyu idare edebilecek mi Litvanya’da?
Oktay Mahmuti: Tutku kesinlikle çok iyi işler başardı, ancak dediğin gibi otoritelerin takdiri bir şey diyemem. Orhun oldukça başarılı bir koç, kadromuzda oldukça iyi ve başarılı oyuncular var. Mutlaka başarılı işler yapacaktır.
-Fenerbahçe ve Anadolu Efes bu yıl Euroleague’te yine mücadele edecekler ve Final Four bu yıl İstanbul’da. Ufuk Sarıca’dan bahsetmek istiyorum. Efes’in yeni head koçu, ve Efes çok fazla yabancı flaş isimleri kadrosuna dahil etti. Ufuk Sarıca’nın hiç Euroleague tecrübesi yok, bu ilk sınavı olacak. Sizce şansı nedir? Bu kadar çok iyi oyuncuyu idare edebilecek mi?
Oktay Mahmuti: Efes büyük bir camia, sonuçta bu görevi Ufuk Sarıca’ya verdilerse kesinlikle inanmış ve güvenmişler demektir. Ufuk’un da bir yerde bu şansı yakalaması gerektiğine inanıyorum ve bu şansı yakaladı. Bundan sonra da bize düşen Ufuk’u başarıları için sonuna kadar desteklemektir.
- Hakkınızda takımdan ayrılacağınıza dair söylentiler dolaştı geçen haftalarda. Var mı böyle bir şey gerçekten de?
Oktay Mahmuti: Vallahi varsa ben bilmiyorum. Gördüğünüz gibi ben işimin başındayım ve takımı bırakmadım, devam da etmeyi düşünüyorum. Neden kim çıkarır bu tip söylentileri bilemiyorum.
-Gelecek hafta Arjantin’de bir seminere konuk olarak davet edildiniz. Antrenörlerin katılacağı bir seminer var bildiğim kadarıyla. Siz neler yapacaksınız Arjantin’de?
Oktay Mahmuti: Evet antrenörler için düzenlenen bir seminere davet edildim. Dört farklı konu hakkında konuşma yapmamı istediler. Ben de bu konular hakkında bilgi vereceğim.
Nazlı TEKTAŞ - Basketizm

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Jamon Lucas Gordon Transferi ve Sisteme Olan Bağlılık

Euroleague takımları arasında büyük bütçeleri olmadan başarılı olan takımlar dediğimizde ilk aklımıza gelen elbette ki Montepaschi Siena'dır. Sistem ve organizasyon üzerine kurulu bir takım olan Montepaschi Siena Ergin Ataman ile birlikte Sporta Kupasını kazandığı günden bu yana hep üzerine koyarak doğru işleyen sistemi bozmayarak her sene Euroleague seviyesinde final four, yerel bazda ise sürekli hale getirdiği şampiyonluklarını kutluyorlar.

Peki nedir bu sistem? Değişen oyunculara rağmen nasıl ayakta kalıyor? Evet Montepaschi Siena'da hemen her sene en kritik bölgelerde ki oyuncu isimleri değişir. Mesela onlar için en kritik yer olan kısa forvet mevkinde Bootsy Thornton, Romain Sato, David Hawkins ve Malik Hairston o bölge için isimler sürekli değişti ama orada oynayan kişinin verdiği katkı hiç değişmedi. Bu oyuncuların hiçbiri büyük skorer değiller, müthiş şutör de değiller ama en büyük özellikleri fizik avantajları ve savunmaları. 2-3 oynayabilen bu oyuncuların verdiği ribaund katkısı ve savunmada adam değişerek hiç bir pozisyonda fizik olarak eksik kalmamaları, hücumda past-break sonlarını ve gerekirse post-up'da fiziklerini kullanarak 1-1 hucum edebilmeleri...

İste Siena kendisine yarattığı sistemde savunma prensiplerini hep ön planda tutarak buralara kadar geldi. Şimdi bizde bir sistem yaratmaya çalışıyoruz. Oktay Mahmuti ve inandığı savunma oyunu... Oktay Mahmuti'nin geçen yıl hiç vazgeçmediği 2 şey vardı. 4 kısalı oyun ve topa baskı uygulayan 2 numaralar... 4 kısalı oyunda sürekli olarak şutu olan 4 numaralar kullandık.( Rancik, Shumpert ve Haluk) topa baskı yapması için 2 numarada ise; Evren, Shipp ve Göksenin gibi hem kol hem çabukluk avantajı olan oyuncuları kullandık. Bu 3 oyuncununda ortak özelliği güvenilecek şutlarının olmaması yada fazla şut kullanmamaları diyelim. Peki sürekli ve iyi yaptıkları iş ne ribaund almaları ve hızlı hucum sonlarını oynamaları. Çoğu maçta 4 kısa oynayan bazen Rancik'i 5 numaraya çekip iyice kısalan takımızın ribaundlarda ayakta kalmasını sağlayan en büyük etken Joshua Shipp'di ve onun sistem içinde ki yeri... İnatla ben sistem koçuyum maç içinde fazla değişiklik yapmayı sevmem diyen Oktay Mahmuti için 2 numaranın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu bölgeye yapılacak transferin savunma yapabilir bir oyuncu olması elzemdi. Peki Jamon Gordon doğru bir isim mi?

2009-2010 sezonunda Maroussi ile Euroleagu macerası yaşayan Gordon takımın en önemli oyuncularından biriydi.  Euroleague'de maç başı 30 dakika süre alan Gordon takımını sürpriz bir şekilde top16 gruplarına sokarken oynadığı basketbolla daha büyük takımların dikkati çekti. Maroussi'nin sezon sonu yaşadığı ekonomik krizle birlikte onunda yolu Yunanistan'ın en büyük iki kulübünden biri olan Olympiakos'a düştü. Takımın başında efsane isim İvkovic bulunan Olympiakos şampiyonluk hasretine son verebilmek için parayı çuvalla harcadığı bu zamanlar rakip Panathinaikos'un en büyük yıldızlarından Spanoulis'i alarak ellerinde bulunan Papaloukas ve Teodosic'de hesaba katılınca açık ara Euroleague'in en iyi guard rotasyonuna sahip olan Olympiakos'da Gordon'un alacağı sürelerin her bir dakikasının altın değerinde olduğunu kabul edelim. Gordon bu altın dakikalardan euroleague'de maç başına 20 adet almış ve İvkovic'in rakibin en önemli oyuncusuna verdiği savunmacı olmuş. Hücumda çok top kullanmamasına hala şaşıranlar olabilir. Oly'nin kadrosunu tekrar saymayayım. O kadroda değil top kullanmak top elinize gelirse kendinizi şanslı hissetmelisiniz.

Jamon Gordon'un istikrarlı bir şutu olmadığını söyleyelim. Onun şutuna güvenilerek alınmadığıda bir gerçek. Takımızın ve Mahmuti'nin zaten ondan asıl isteği şey şut kullanması değil. Geçen yıl Evren ve Shipp'in yaptığı işleri daha da iyi yaparak hatta bazen hucumda oyun sıkışmışken penetre ederek sayı çıkartabilecek olması... Tam bir takım oyuncusu olması ve hiçbir şekilde kenarda tutulmaktan gocunmayacak bir yapıya sahip olması bizim için mükemmel bir transfer olduğunu gösteriyor. Takım kötü gitse bile 20 sayı farkla geriye düşseler bile oyundan hiç kopmaz. Geçen yıl Euroleague play-offlarında Montepaschi Siena karşısında tüm karşılaşmalarda ayakta kalan yegane oyuncu kendisi olmuştu. Bu bile onun oyun karakterini gösterir nitelikte. Euroleague'de gösterdiği performans istatistikler açısından 4 sayı 3 ribaund, 3 asist, 2 top çalma olarak görmemeliyiz. Onun takım içinde ki rolü ve İvkovic'in ona nasıl Eurolleague seviyesinde 20 dakika süre verdiğine odaklanmalıyız. Kısaca Jamon Gordon ribaund alır, top çalar, blok yapar, asist yapar. Oyunun içinde ne kadar pis iş varsa hepsini yapar. Takım ve sistem için muazzam bir transfer...

Jamon Lucas Gordon hakkında ki bilgiler için ise resmi sitemizde çok ayrıntılı bir yazı var. Onu tekrardan okumanızı tavsiye ederim.